Deniz Göktaş'a yüklenenlerin çok fazla sayıda veriyi kasıtlı ya da kasıtsız es geçtiğini görünce birkaç kelam etme gereği duydum. Yazdıklarım kime ulaşır, kimi aydınlatır bilemem. Ama çok güldüğüm bir komedyenin çok güldüğüm bir gösterisini izledikten sonra sessiz kalmayı içime sindiremedim.
Öncelikle Deniz şakalarını elbette kişisel görüşlerinden damıtarak yapıyor. Hatta şakalarında hemen hemen her kesime lafını söylemekten geri durmuyor. Sekülerlere söylediği sözlerin muhteşem sosyolojik tespitler olduğunu düşünüyorum. Hatta bunlar 'modernlere' toz kondurmamak için çoğu solcunun, Kemalistin görmezden geldiği şeyler.
Dolayısıyla bunlar sadece şaka değil, ayrıca birer fikir. Bunu da özgürce beyan etmesi onun anayasal hakkı. Bu noktada gelip tıkandığımız konu fikirlerin din hakkında olması.
Deniz'in gösterisini izlediğimde çok güldüm. Kuran'la ilgili şakalarına da inançlı bir insan olarak sadece katılmama hakkımı kullanabilirim. Bunlar için en fazla "Evet çok komikti ama bunları tartışabiliriz." diyebilirim. Ancak hiç kimse böyle düşünüyor diye "dini değerleri aşağılamak" gibi bir etiketle yaftalanamaz. Çünkü bu da onun dini görüşüdür ve bir inançsız olarak inanç beyanıdır. Üstelik Deniz bu gösteride hiçbir dini kaide hakkında alaycı bir şey söylemiyor. Bir deistin dinler ve kitaplar hakkında sorabileceği soruları sormaktan ileri gitmiyor. Burada bence temel sorun birinin inançsızlığını ifade etmesi ki bundan neden korkulur anlamak zor.
Aslında din konusunda oluşan bir karşıt algının nereden kaynaklandığının farkında olmamız gerekiyor. Burada herkesin bir öz eleştiri yapması çok önemli. Dindarların bu algının oluşmasındaki katkısını öncelikle değerlendirmeye almalıyız. Dindarların Kuran'la çelişen onlarca dini fikre, uygulamaya hiçbir tepki göstermediği bir ortamda genç kuşak önemli oranda dinden uzaklaşır. Genç kuşak, dinin altı yaşında bir çocukla evlenmeyi müsaade eden, insanlara zulmedenleri değil içki içenleri uyaran, başı açık şarkı söyleyen kadını kırbaçlatan, insanların yediğiyle uğraşan, giydiğine bakan bir baskı aracı olduğuna kanaat getirir. Hele hele hiç de okuyup araştırma, derinlemesine inceleme yapma ihtiyacı duymayan bir toplum için tüm yanlış uygulamalar da din olarak kabul edilir. İşte bu kabuller dindarın da dindar olmayanın da hatta dinsizlerin de ortak özelliği olma yolundadır.
İnsanların inançlı ya da inançsız olurken araştırıp çok iyi öğrenerek mi bu kararı verdiğini bilemem. Ancak dindarların Deniz Göktaş'a yönelik tepkilerine baktığımda şunu söyleyebilirim. İslam'a inanan insanlar inanç dünyalarını Kuran'ı özümseyerek oluşturuyorlarsa temel olarak tüm yargı merciinin Allah olduğunu biliyordur. Kuran'ın çağrısına uyup yolunu oraya çevirenler, birilerinin de bu çağrıya uymamayı seçmeye, takiye yapmak yerine bunu ifade etmeye hakkı olduğunu bilmelidir.
Peki bu olmazsa ne olur? Toplumlar değişime gebedir. Bu değişimin yönünü de birilerinin kurduğu adaletsiz baskıcı sistem hiç de onların öngörmediği biçimde belirleyecektir. Değerler değişir. Toplumun hassasiyetleri değişir ve günün birinde bu adaletsiz sistemin kurucuları ve destekçileri o adaletsizliğin kurbanlarına dönüşür.
Tarih bunun örnekleriyle dolu. O yüzden bugün bu ayrışmayı ortadan kaldıracak adımların atılması gerekiyor. Deniz'in şakalarına ve fikirlerine "Sana katılmıyorum. Durum aslında şudur." diyerek diyalog zeminini oluşturmaları, onu hedef gösterip soytarı ilan etmekten daha akıllıca bir yoldur.
Diğer taraftan Türkiye dini şakanın yapılmadığı bir ülke mi, sorusunu da sormak gerek. Doğu Demirkol da Deniz kadar sevdiğim bir komedyen. Zaten kendi tarzı, cümlesi olan insanlara sahip çıkmamız gerekiyor. Doğu kendi ismini taşıyan dizide çokça dini espriye yer vermekte. Hatta son sezonun bir bölümünde bir "Sırat Köprüsü" şakası var. Doğu'nun dizideki babası Sırat köprüsü gidiş dönüş mü diye espri yapıyor. Doğu namazında niyazında bir kardeşimiz. Siyasete de pek bulaşmıyor ki bu da onun tercihi. Ancak bu şakayı Deniz yapsaydı şu anda sadece bu yüzden gözaltına alınmış olacaktı. Acaba diyorum, Deniz aynı zamanda bir iktidar karşıtı olduğu için mi hedefte? Dini değerler burada bir maske mi?
Durum buysa bu yazının da tamamına yakını bir çöpten farksız olacaktır.
