Spor Haberleri

Köşe Yazıları

maya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2013 Çarşamba

Pofuduk Poğaça Yaptım Efendim

Aslında çok eskiden de girerdim mutfağa. Kendi özel et yemeği soslarım vardı. Ancak dedim ki hep sos, hep sos...

Ondan dolayı denemeye başladığım bir poğaça tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gerekli malzemeler:

  • 1 paket kuru instant maya (1 küp yaş maya da olabilirmiş)
  • 1 su bardağı ılık süt (başka alternatif yok)
  • 1 su bardağı sıvı yağ (çok demeyin, anca)
  • 1 şişe soda (poğaçanızın pofudukluğu bu sayede olacak, kendinize pay biçmeyin)
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • Kafanıza göre tuz (şimdi ölçü veririm, yok tuzlu oldu, yok tatsız oldu, söylenirsiniz.)
  • Alabildiği kadar un (ancak ben bu ölçülerdeki çalışma için 750 gr kullandım.)
İçine de malzeme koayacağım, diyorsanız, peynirdir, zeytindir hazırlayın göz kararı... dereotu ya da maydanoz da didiklemeyi unutmayın.


Şimdi... Ilık sütün içine 2 yk şekeri boşaltın.(yemek kaşığının kısatması... madem açıklayacağım, niye kısalttım ki?) Karışıma mayayı ekleyin. Sonra elinizle azıcık karıştırın. El lezzetiniz de bulaşsın. Sonra sıvı yağı ve sodayı da dökün karıştırın. Aldığı kadar un ekleyin. Kopya çekebilirsiniz. 750 gr un olacak o... 

Sonra karışım hamur haline geldiyse 40 dakika bekleyin. Gidin bir şeyler okuyun. Kitap falan... Ne yapacaksın 40 dakika?

Neyse... 40 dakika geçtiyse hamurdan kopardığınız parçaları açıp içine istediğiniz harcı koyarak dilediğiniz şekillerde kapatın. Yuvarlak olur, rulo olur... Ne beleyim? Üstlerine yumurta sarısı sürün. (Yumurta yok malzemelerde, diye kızmayın. kahve içmek için sıcak suya ihtiyacınız olması gibi bir şey bu artık.) Sonra 30 dakika beklesin. Ki biz buna tepsi mayası diyormuşuz. 

170 derecede 20 dakika pişirin. Pişmezse biraz daha pişirin. Benimki pişti vallahi o sürede. 

Haydi mutfağa...


3 Eylül 2013 Salı

Kıyamet Bile Bedelli Bu Canına Yandığım Dünyasında

Laf aramızda, sanırım Mayalar, takvimi her seferinde ekstradan iş olmasın diye "bir kerede bu kadar yılı aradan çıkartalım," diye uğraşırken hızlarını alamamışlar. Tablet bitmiş, yontma aletleri körelmiş. 21 Aralık 2012'de kalmış adamcağızlar.

Şimdi nereden çıktı diyeceksin o kadar zaman geçmiş, bu konuya dönüş nedendir, diye soracaksın. Geleceğim oraya. Sen gel hikayeyi dinlemeye devam et…

Yeni alet edevat için sipariş verilmiş. Ama tabi zor o işler. Kolay olmuyor o zamanlarda demirbaş temini. Yenisini yapmışlar da eskisini kullandıkları için pek önemsememişler. Maya Özelleştirme Dairesi, (MÖD) Takvim İmalat Atölyesini (TİA) özelleştirince, atölyeyi satın alan firma süreyi azıcık uzatmış yani. Durum bu. Eğer Mayalar'a güveneceksek, "son çıkan ilk çıkanı döver" demeliyiz bence.

İşin aslı, Dünya'nın daha milyonlarca yıl var olabileceğine inanmakla bugün kıyamet kopacağına inanmak arasında, akıl yönünden çok da fark yok. Yüzyıl dersen anlarım da milyonlarca yıl ne yahu, a uzmanlar! Esiri olmuşsunuz Mayalar'ın!

Bugarach'a dönelim. Köyde toplu intiharlar gözlemlenebilirmiş! İntihar edeceksen ne işin var ki orada? Git evinde temiz temiz öl. Kafana meteorlar, gezegen parçaları düşecekti zaten. Ne yani "sen beni kovamazsın, ben istifa ediyorum" mu demek istiyorsun? Dünya'nın sonu gelmiş, kıyamet koptu kopacak, hala bir gurur peşindesin, cık cık!

Şimdi bana dönelim. 21 Aralık'ta kıyamet koparsa, dünya gözüyle son bir meteor yağmuru izlemek nasip olacak. Hem de gündüz vakti. Geçenlerde yazdığım 21 Aralık konusundaki yazıma yorum yaparak, Şirince şarabını internetten de sipariş verebileceğimi, oraya gidenlerin dönerken getirmesini beklememe gerek olmadığını bana hatırlatan ve çok önemli bir bilgi veren arkadaşın tavsiyesine uyup, internetten sipariş verdiğim şarabımı içerek izlerim hem de. Kıyamet kopmazsa da şarap yanıma kar kalır. Bize de konu oldu işte, fena mı? Ha, bu arada Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda'da kıyamet bizden önce kopacaktı. Yeni yıla da zaten bizden önce giriyorlardı. Bir sevinmeler, bir gerinmeler. Havai fişek atmalar, falan. Şimdi de öğrendik ki tecil ettirmişler. "Anca beraber, kanca beraber, ehe ehe" falan diyorlarmış. Çakallar!

Marduk da görünmedi daha. Kardan, kıyametten göremiyoruz ya da. Görünseydi bizimkiler "Marduk bizi teğet geçecek." derdi, içimize su serperdi! Kaldı ki Dünya'nın sonu için Marduk'un gezegenimize çarpmasına gerek yok. İnsanlar birbirine çarpa çarpa birbirlerini yok eder bu hızla giderse zaten. Şüpheniz olmasın!

Son olarak yine şu meşhur 'seçilmiş' bölgelerden bahsedelim. Şirince ve Bugarach... Ve artık bitireyim şu yazıyı. Şirince ve Bugarach'ta kıyamet kopmayacaktı ha? Kıyamet bile "bedelli" canına yandığım Dünyasında.


Bak, bağladım böylece meseleyi…