Spor Haberleri

Köşe Yazıları

uçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uçak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2014 Pazar

Hem 77 santim hem de kalkıyorsa uçtunuz demektir!

Dedim ki acaba konu cinsellik mi olsun? Buradan pornografik fotoğraflara bağlayıp blog yazarlığımı ‘zirvede’ bırakabilirdim. Ama yok… Bu kadar ciddi mesele içinde Atlasjet’in Pegasus ile olan rekabetine neden değinmek istedim?

Reklamlardaki o sloganlar beni de etkisi altına almış demek ki.

Koskoca firmalar… Kelli felli yönetim kurulu üyeleriyle böyle bir reklama karar veriyorlarsa ben de fıkramsı bir minibüsçü hikâyesi anlatırım. Neden olmasın?

Kadın minibüse biniyor ve şoföre soruyor. “Başıbüyük mü?” Şoför “büyük büyük” diyor. Kadın hızını alamayıp soruyor. “Ne zaman kalkar?” Şoför durur mu? Lafı yapıştırıyor. “Oturursan kalkar.”

Arkadaş ortamında bile anlatmışlığım olmayan bu fıkramsı hikâyeyi bu platformda yazacağımı hiç düşünmezdim. Amma velâkin Atlasjet ve Pagasus’un cinsel çağrışımlı reklamlarını görünce bir hayli cesaretlendim.

2011 yılında geniş koltuk aralıklarıyla öne çıkmak isteyen Atlasjet “İkinciyiz ama bizimki 77 santim” sloganını kullanmıştı. Pegasus ise bu kampanyaya “Bizimki 77 santim değil ama tam zamanında kalkıyor” şeklinde yanıt vermişti. Aradan geçen 3,5 yıl bu çekişmeyi ortadan kaldırmadı. Pegasus’un kendi internet sitesindeki verilerden yararlandığını söyleyen Atlasjet, “Hem 77 santim değil hem de zamanında kalkmıyorsa çok mutsuz olursunuz” sloganıyla yeni bir reklam kampanyası başlattı. Firmanın bu reklamı gazete ve televizyonların yanı sıra sosyal medya sitelerinde de kullanılıyor.

Aslında bir bakıma zekice bir çekişme… Karşılıklar çok cuk… Cinsel organ boyu ve ereksiyon konusunda açık bir gönderme yapan bu firmalar aslında benim anlatmaya çalıştığım o fıkrada minibüs şoförünün muzip ve utanmaz zekâsından farklı bir kampanya içinde değil… Açıkçası televizyonda açıkça sevişmekte olan bir çift kullanılsa bu kadar etkili olmayacak. Bunu da çok iyi biliyorlar. Gren Peace’in geçtiğimiz yıllarda balık avcılığıyla ilgili yavru balıkların avlanmaması üzerine başlattığı “sizinki kaç santim?” kampanyasında görüldüğü gibi ticari olmayan bir durum için bile dikkat çekmek cinsel objelerle, çağrışımlarla mümkün oluyor.

Sloganlara gel! İlk 69 koltuğun 69 TL’den satılmasını duyuracaklar. “69’u çok seveceksiniz!” diyorlar. “77 santimin kıymetini oturanlar bilir!” diyorlar mesela. Sonra bir sanat eserinin ‘müstehcenliğine’ takılıyor millet.

Ha asıl meselemiz de sanırım bu. İnsana dair her şey sanatın konusudur. Bir sinema filminde, tiyatroda, resimde, heykelde cinsellik olabilir. Sanatın geliştiği toplumlarda cinsellik değil sanatsallık ön planda tutulur. Sanat öylesine kırılgandır ki onu bu yolla bizim gibi toplumlarda harcayabilirsin.


Neye baksa seks aklına gelen toplumlarda ise damacana bile cinsellik konusuyken, kapitalizm çok fazla yorulmayacak. Ama ne yalan söyleyeyim. Ben bu iki firmanın iki zeki mahalle abisinin çekişmesine benzeyen atışmasını sevdim.

23 Ekim 2013 Çarşamba

İran'da Kuleden Kalkış İzni İstemek

İran'da tüm toplumsal yaşam, siyaset, dine bağlı olarak şekillenmiş vaziyette. Mesela, her ne kadar yalanlansa da Buşehr Nükleer Santrali'nde çalışan Rus kadınlara örtünmeleri için ek para ödendiği bile söylendi.
Şimdi sıkı durun. Bir Zaytung haberi gibi duran, ama gerçeğin ta kendisi bir haber. İran'da uçuşlar ezan saatlerine göre ayarlanıyor! Özellikle uçakların sabah ezanı sırasında kalkması yasak... Böylelikle yolcular namazlarını da kılabilecekler. İran'daki bu 'örnek' uygulamada beni en çok düşündüren, "ya inişler ne olacak?" oldu. Neyse ki inişlerde sorun yok. Şimdilik.
Bir açıdan baktığınızda kınanacak bir olay da değil aslında. Bu uygulama o ülkenin şartlarını düşündüğünüzde "e daha ne olacaktı?" türden. Beni ürküten bizimkilerin canının çekmesi ihtimali. Zaten başbakan görmesin diye havaalanındaki reklam panolarından 'müstehcen' afişler kaldırılabiliyorsa, geçmiş olsun! Uçak kalkışları bizde ezana göre ayarlanmıyor da zaten 'kutsal' hükümetin bakanlarına göre ayarlanıyor zaten. Az uçak bekletmemişlerdir muhteremler.
Hatta geçen hafta fırlatılan Göktürk-2'yi de bekletmişler, sağ olsunlar!
Din denen olgu, kesinlikle sorgulanmayan, sorgulanması dahi teklif edilemeyen, çok ciddi bir tabu. Dolayısıyla orada, burada İran'ın ezan saatine göre uçak kalkış saatlerini belirlemesini eleştirdiğinizde, "e ne yapsın insanlar, namaz kılmasınlar mı?" denebiliyor.
İran'da böylelikle belki de herkesi namaz kılmaya sevk etmek istiyorlar belki de. Ah şimdi bizimkilerin hayalindeki gençlik tanımlarını hatırladım nedense. Öyle ya, tinerci mi olalım?
Madem o kadar dine düşkün adamlar bu İran'daki yönetici kişiler, "seferi" ve "kaza namazı" kavramlarını biliyor olmalılar. E biliyorlar tabi. Maksat dinin baskısını toplumun her alanında hissettirmek.
Bizim hani 'özgürlüğün yılmaz savunucularının' din özgürlüğü ekseninde dönmeleri var ya. İnsanların dinini özgürce yaşaması değil istedikleri. İnsanlara tek bir dini, burunlarına soka soka dayatmak. Öyle ki tiyatro, bale ve opera salonlarına mescit yapılacak artık. İşte görün o zaman. Bırakın uçak saatlerini bir tiyatro oyunu veya herhangi bir temsil, ezan saatlerine göre ayarlanıyor mu, ayarlanmıyor mu? Bir belediyenin düzenlediği konser sırasında ezan okunurken şarkının ortasında ses sistemi kapatılıyor bu ülkede. İran'daki uygulamaya şaşırmadığım gibi, günün birinde Türkiye'de uçuşların da buna göre belirlenebileceğini düşünüyorum.
Dinin bir yönetim biçimi haline gelmiş ülkelerde, bireysel olan tüm dini aktivitelerin toplumsal hale getirilmesi hep dayatılır. Allah'la kandırılan tüm toplumların başının beladan kurtulmamasının başat sebebidir bu. Din bireyin hayatında bir aydınlanma sebebi olabilir tabii ki. Bunu sorgulamam. Ancak bir devlet düzeni olarak din, toplumun geri kalmışlığının tek sorumlusudur. Sorgulanmayan din de takdir edersiniz ki dönemin şartlarına göre güncellenemez. İslam toplumunun en önemli sorunu da bence bu. Güncellenmeyi bir kenara bırakın, görüldüğü gibi var olan da geriye götürülür.
Namazdan sonra uçuşlar bizde de uygulanabilir. Kuleden kalkış izni isteyen pilot "ezan okunuyor" cevabını alınca bekler de ya bu kural iniş izinlerini de etkilerse. Kuledekiler namazdayken, bizim pilot kuleyi tavaf mı edecek yani öyle olursa? Tövbe! O kadar da olmaz canım, daha neler?!