Spor Haberleri

Köşe Yazıları

türkü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2016 Cuma

Dam Üstüne Çul Serer

Evet canım okuyucu... Şimdi dinleyici moduna geçebilirsin. Çünkü beni tanıyan bilir. Azıcık da dinlenen bir yanım vardır. Şimdi trompeti bir kenara bırakıp sevdiğim bir türküyü dillendireyim dedim. Sevgili emek dostum Jehat Hekimoğlu'yla Ev Yapımı İşler prodüksiyonu çıkarıverdik ortaya. Benim sesim, Jehat'ın gitarı derken ortaya bu çıktı. Bir bakıverin. Beğenirseniz de paylaşıverin. Ne güzel olur :)



5 Eylül 2014 Cuma

Alageyik Türküsü'nün Hikayesi ve Çalarken Hissettirdikleri

Ufak bir yazı dizisine başlıyorum. Trompet, santur ya da başka bir enstrumanla çaldığım eserlerle ilgili bir yazı dizisi… Ne hissettiriyorlar. Hikayeleri ne?

Alageyik türküsünü bilmeyen yoktur. En azından türkü dinleyicisi için vazgeçilmez bir ezgidir.  Benim de repertuarımda önemli bir yere sahip... Çalarken bana hissettirdikleri türkünün acıklı hikâyesini anlattıracak cümleler kurduruyor.

Geleneksel melodisinin yanı sıra doğaçlamanın yer aldığı bölüm içinde coşku ve hüzün barındırıyor. Bir ağıt dinletmek oluyor benim maksadım.

Çünkü hikâyesinde bir acı var. Halil'in geyik avı tutkusunun işlendiği bir öykü... Ancak annesi ve nişanlısının bu av işinden rahatsız oluşu, geyik vurmanın uğursuzluk getireceğine inanması öykünün can alıcı kısmı... Annesinin yalvarmalarına kulak asmaz hiç. Nişanlısını da umursamaz. Bir gün bir güzeller güzeli bir alageyik yavrusu vurur. Anasının gözleri önünde yere serilir yavru. Anne alageyik ortadan kaybolur. Halil'se yüklenir yavruyu köye varır. Halil'in anası bir yavruyu anasından ayıran Halil'e çok kızar. Ancak olan olmuştur. Pandora'nın kutusu açılmıştır. Halil gittiği avlarda Alageyik tarafından çokça kandırılır. Gözden kaybolur Alageyik. Sonunda Halil avı bırakılır. Ta ki düğün gecesine kadar... Gerdek gecesi sırasında bir ses duyar
Halil... Geyik sesidir. Nişanlısı Zeynep'i bırakıp tüfeğini kapıp dışarı fırlar. Geyiğin peşine düşer. Alageyik oyun oynamaktadır. Bir o kayada görülür bir bu kayada... Sonunda son bir hamle yapar Halil. Bir kayaya atlarken kendini uçurumu boylarken bulur.

Derler ki Halil'in geyik avlamaya tövbe edişidir bu türkü...

Bir ağıttır. Hem yavru geyiğin hem Halil'in anasının ortak türküsü...

Her çalışta pek çok öyküye uyarlanabilir bu türkü... Bir ağıttır. Ortak bir ağıt...


Ben de gittim bir geyiğin avına,
Geyik çekti beni kendi dağına,
Tövbeler tövbesi geyik avına.

Gidin arkadaşlar kaldım kayada,
Siz gidin yoldaşlar kaldım burada

Ben giderken kaya başı kar idi,
Yel vurdu da ılgıt ılgıt eridi,
Ak bilekler taş üstünde çürüdü,
Gidin arkadaşlar kaldım kayada,
Siz gidin yoldaşlar kaldım burada.

Esvabım bohçada basılı kaldı,
Tüfeğim duvarda asılı kaldı,
Nişanlım da benden küsülü kaldı,

Gidin arkadaşlar kaldım kayada, Siz gidin yoldaşlar kaldım burada.

15 Ağustos 2014 Cuma

Tınılar Arası Yakınlaşmalar

Evet sevgili okuyucu, biraz da dinleyiciliğe terfi etseniz fena olmayacak. Zira bu naçiz blog yazarınız biraz da müzisyen olur. 

Yaz sezonu nedeniyle verdiğimiz uzun sayılacak bir aradan sonra ufak ufak yeni projeleri hayata geçirerek yeni sezona başlıyorum. Hatıra Defteri Project ile eski Türkçe şarkılara yeni soluk veriyoruz. Tınılar Arası Yakınlaşmalar ile de santur, trompet ve gitarın uyumuna kajonun ritmini ekliyoruz. Dünyanın tüm seslerine ve titreşimlerine yer verdiğimiz bu projede eski bir caz şarkısının yolculuğuna kaptırırken sonrasında bir Anadolu ezgisinin tınısıyla kendinizden geçebiliyorsunuz.

Tür olarak bir etiketle sınırlandıramıyorum. Dinleyicinin de herhangi bir tür beklentisi olmaması, yolculuğa ve sürprizlere hazır olması gerekiyor. Maksat müziğin evrensel olduğu gerçeğini eyleme dönüştürmek... İşte bu yüzden bir doğu enstrumanı olan santur ile bir batı enstrumanı olan trompeti bir araya getiriyoruz. Ben her ikisini de çalmaya çalışarak hiçbir şey söylemeden bir mesaj veriyorum aslında.

Bu mesajı duyabilecek, müziğin yolculuğuna çıkabilecek dinleyiciler arıyoruz. Atölye Kuledibi'nde 15 Ağustos ve 16 Ağustos'ta gidiş-dönüş yolculuk için yerinizi almayı unutmayın.