Spor Haberleri

Köşe Yazıları

bira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2013 Salı

Ayran İyidir, Rakıdan Sonra İyi Gider

Burada yazacağım yazıdan benim bir akşamcı olduğum sonucu çıkabilir. Değilim. Ama zaman zaman keyifli zamanları içkiyle taçlandırmak gerekebilir. Muhabbetine göre şaraba yatırılır gece. Rakı da olabilir, bira da…

Bu üç ana içkidir muhabbetlere ortak olan. Hava koklanır. O kokuya en uygun içki masaya gelir. En uygun meze ve yemek hazırlanır. Dolayısıyla içki içmek, aynı zamanda güzel bir iletişim kültürü parçasıdır; yemek kültürünün zaman zaman tamamlayıcısıdır.

Rakının kültürel bir değeri vardır örneğin. Öyle ki Dünya üzerinde ilk üretim Osmanlı Devleti sınırları arasındadır. Dolayısıyla ‘ecdadın’ kültürüdür rakı.

Örneğin bira… Mezopotamya’nın içkisidir. Binlerle ifade edilecek yıllar önce bu topraklarda üretilmiştir. Tek tanrılı dinlerden de eskidir. Ve Dünya’nın en köklü içkileri arasında ikinci sırada olarak sayılmasında hiçbir sakınca yoktur. 

Ancak içkilerin en köklüsü şaraptır. Bu köklülüğü onu kutsal da yapar, günah da.

Aslında İslam’a göre tüm içkiler günahtır. Sağlığa zararlı oluşu gerekçe gibi görünse de işin özünde çakır keyif ya da sarhoş olmak vardır. Kabul etmekte fayda var. İçki çok içildiği zaman vücuda ciddi zararlar verir. Ama her şeyin fazlası zararlıdır tabii. Günde bir kilo portakal yediğiniz zaman da vücudunuz hasar görür. Karaciğerleri bitirecek helal yollar da mevcuttur.

Başbakanın rakının milli içki olmasına gösterdiği tepki, alkolle mücadele konusunda kararlı olan AKP’nin içki konusundaki birçok düşüncesinden sadece biri. Başbakanın “milli içkimiz ayrandır” çıkışı, kuvvetle muhtemel iki beyaz arasında seçim yapma gerekliliğinden doğmuştu. Milli içkimiz şarap olsaydı, karşısına getirilecek içecek şalgam suyu olacaktı. Bira olsaydı milli içkimiz ki kültürel olarak bu toprakların Dünya’ya kazandırdığı en önemli miraslardan biridir, yerine turşu suyu konabilirdi(!)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın o sözlerinden sonra sosyal medya hemen karşılık vermeye başladı. “Milli içkimiz ayransa, milli kokteylimiz de cacıktır” bunlardan en başarılısıydı bence. 

Ayran sayısız faydaları olan bir içecek… Doğrusu hemen hemen hiçbir zararı yok. Hatta aklınıza gelebilecek pek çok şeye faydası var.

Ancak “pek değerli hükümetimiz içki ve sigarayla savaşırken toplum sağlığını düşünerek mi hareket etmiş oluyor?” diye soracak olursak, “keşke olsaydı, ama değil” diye cevap verebiliriz. Çünkü toplumun sağlığını düşünen bir devlet, nasıl olur da nükleer santralden söz edebilir? Bunu düşünelim.

Ayran güzel bir içecek… Rakıdan sonra da iyi gider. Sodalısı da makbuldür. Başbakan da buyurmuşken hazır, belirtelim dedik.

Ayranın tek yan etkisi uyku yapmasıdır. Uyku yapan her şey iktidar için iyidir. Bak, geldim nereye bağladım. Adamlar sağlığımızı düşünsün, biz nankörlük edelim. Yazıklar olsun bize!



28 Temmuz 2013 Pazar

Biranın Köklü Tarihi

Bira tarihin en eski alkollü içeceklerinden biri…

Bira, M.Ö. 7000’lere kadar uzanan bir geçmişe sahip... Sırasıyla Sümer, Asur, Hitit ve Babil uygarlıkları tarafından üretilip geliştirilmişti. Günümüzde bilinen fermantasyon işleminin ilk adımlarını ise Mısırlılar atmıştı.

Biranın Mezopotamya’da doğmasının en önemli sebebi, arpanın tarım üretimindeki büyük payıydı. O zamanlar arpa öğütülerek un haline getirilir, sert bir somun haline gelene kadar pişirilirdi. Tekrar öğütülerek irmik haline getirildikten sonra, su ve maya ilave edilerek fermantasyona bırakılırdı.

Mayalama işleminde hurmadan elde edilen doğal bir maya kullanılmış olduğu söylenir. Mısırlılar da bu noktada farklılık göstererek malt unu ve bugünkü bildiğimiz mayayı biranın üretimine dahil eder.

Biranın doğduğu yıllarda arpanın önemini vurgulamak adına şunu söylemekte fayda var. Arpa paranın var olmadığı o tarihlerde, ticaretlerde para yerine kullanılırdı. Arpanın para olarak değer görmesi aslında onu altın değerinde bir hale getiriyordu. Bira da işte bu yüzden önemliydi. Hatta o meşhur 360 paragraftan oluşan Hamurabi Kanunlarında dört paragraf bira üretimine ayrılmıştı. Pek çok uygarlıkta dini ayinlerde de kullanılırdı.

Bira bu kadar uzun geçmişine rağmen popülaritesinden hiçbir şey kaybetmedi. Tarihe Muhteşem Gabrinus olarak geçen Belçika Kralı, her gün düzenli olarak iki bardak bira içmesiyle ün yapmıştı. Aziz Wilhelm’in bira için verdiği olumlu fetva ve 1900’lü yıllarda biracılık için basılan kartlardaki “Düşün, mayala, tanrı yardım eder.” yazısı biranın Avrupa’da da toplum yaşamındaki değerinin iki önemli göstergesi…

Günümüzdeki bira sevgisi, dünya ekonomisinde önemli bir endüstriyi meydana getirdi. Çok büyük markalar doğdu. Bunlardan, kimisi ülkemizde de bilinenlerden bazıları, ABD’nin Miller’ı, Japonya’nın Kirin Beer’ı, Hollanda’nın Heineken’i, Danimarka’nın Tuborg’u, Brezilya’nın Antartica’sı, İrlanda’nın Guinness’i, Almanya’nın Beck’s isimli birası ve elbette Türkiye’nin Efes Pilsen’idir.

Türkiye’deki bira üretiminin başlangıcı Cumhuriyet’ten önceye dayanıyor. İsviçreli Bomonti kardeşlerin Şişli’de açtığı bira işletmesiyle Yunanlı Vasili’nin işletmeleri bilinmektedir. Ancak Vasili, Bomonti ile rekabet edemeyince piyasadan çekilmişti. Cumhuriyet sonrasında içki üretimi devlet tarafından İçki Tekeli’ne geçti. Bunun için bira üretimini Polonyalı bir firmaya veren kurum, firma batma tehlikesine girince üretimi yeniden devralıp 10 yıllık süreyle Bomonti’ye verdi. Böylelikle Bomonti yeniden bira üretiminde tekel haline gelmişti. Yıllarca Tekel Birası olarak içilen biranın öyküsü işte bu… 1969 yılında çıkarılan yasayla Türkiye’deki bira üretimine özel sektör de dâhil oldu.

Bira besin değeri sebebiyle “sıvı ekmek” olarak da bilinir. Çok yüksek kalorisini ifade etmek için, 1 litre biranın kalori olarak eşdeğer olduğu gıdalar ve miktarlarını belirtmek gerekiyor. Yaklaşık 5 yumurta, 40 gr. tereyağı, 440 gr. patates… Bu da 400 kalorinin üzerinde bir enerji demek… Bira çerezsiz içilebilen bir içki olmadığından, birlikte tüketilmesi muhtemel yiyeceklerin de kalori olarak yüksek olduğunu düşünürsek biraz dikkat etmekte fayda olduğu sonucunu çıkarırız.

Yaklaşık 9000 yıl önce Mezopotamya’da doğan bira, yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmış, yöntemsel açıdan farklı bölgelerde bile aynı şekilde üretilerek bir dünya kültürü haline gelmiş oluyor.

Bira keyfe, kedere, sohbete eşlik eder. Tadında bırakmakta fayda var. Sonuç itibariyle alkollü bir içecek olarak fazlası vücut için iyi sonuçlar doğurmayacaktır. Yukarıdaki kalori hesabına bakınız. Yarattığı şişkinlik hissiyle de keyifli sohbetlerinizi tuvalete gitmek için kesmenize neden olacak tabii.


Yine de böyle bir tarih içilmeyi hak etmiyor mu?