Spor Haberleri

Köşe Yazıları

leyla ile mecnun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leyla ile mecnun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2013 Pazartesi

Leyla ile Mecnun'u Ben de Özledim

Leyla ile Mecnun Türkiye televizyon dünyasının en alışılmadık yapımıydı. Komikti. Şaşırtıcıydı. Zekiceydi. Ve yaratıcıydı.

Üstelik absürt komedi denemesi yaparak bir risk de almıştı. Dizi buna rağmen çok izlendi. Sektör içinde reyting düşüklüğü nedeniyle yayından kalkan diziler patır patır yok olurken o devam etti.

Alışılmışın dışındaki dizinin alışılmışın dışında bir yayından kalkma hikâyesi var. Gezi eylemlerine katılan dizi ekibinin sosyal medyada da fotoğrafları yayınlandı. Gezi eylemlerine katılmalarının cezasını da ekibin işine son vererek kesti TRT. Hal böyle olunca her şey çok ortada bitti. Sanki bir âşık olduğun insan ortada hiçbir şey yokken ertesi gün seninle tüm iletişimini kesmiş gibiydi.

Bitmeyen bir sevda gibi… Takıntılar kalır. Hep onu düşünürsün. Hep ondan bahseder dilin. İşte o yüzden Leyla ile Mecnun ekibinin çektiği “Ben de Özledim” isimli yeni televizyon dizisi iki bölümdür Leyla ile Mecnun’dan bahsediyor. Hem de ne bahsetmek… O kadar normal ve insani ki… O kadar doğal bir durum ki böyle olması…

Leyla ile Mecnun, ekibini oluşturan herkesin tutkuyla sahiplendiği bir projeydi. Böyle bir tutkunun da bitmesi zor elbette…

“Ben de Özledim”, özellikle ikinci bölümün neredeyse tamamını “Leyla ile Mecnun” dertlenmesine ayırmıştı. Ama tahminim bu etkisini kaybederek yavaş yavaş “Ben de Özledim” dizisini özgürlüğüne kavuşturacaktır. Ama zamana ihtiyaçları var ve yeni bir ilişkiye henüz hazır değiller. Alıştıra alıştıra…

İşin bir de ticari boyutu olabilir. Benim işkillenmeye elverişli bünyeme göre “Leyla ile Mecnun” etkisini bu dizide de sürdürmeye çalışıyor olabilirler.

Sonuçta her iki durum da olsa Leyla ile Mecnun Türkiye televizyon tarihinde önemli bir sayfada yerini alıp huzurla dinlenmeye çekilirken “Ben de Özledim” reyting savaşlarında çarpışmaya devam edecek. Belki de o yüzden selefinden güç alma zorunluluğu hissediyordur.

Duygusal yönü ağır basan ve haliyle bir işin tutması için yapılan bu anmalar son bulacak elbet.
Yayından bir skandal olabilecek şekilde kaldırılan “Leyla ile Mecnun” dizisi, gördüğünüz gibi “Ben de Özledim” dizisi hakkında bir yazı yazmaya niyetlenmiş olsam da benim de dilimden düşmedi. Ne akıllardan çıkar, ne de dilimizden…

Leyla ile Mecnun sayesinde algısı daha açık bir televizyon izleyicisi oluşmuştu. Daha doğrusu hayatının büyük bir bölümü televizyon karşısında geçiren toplumun önemli kısmı için azıcık düşünebilme imkânıydı. Bu da kimileri için bir sorundu tabi. Özellikle yöneticiler için…

Ben yeni dizinin peşini bir türlü bırakmayan selefiyle ilişkisine dönüp bitireyim. Ben de Özledim dizisinin ismi bile bize Leyla ile Mecnun’lu bir cümle kurdurmaya itiyor. Evet… Leyla ile Mecnun’u ben de özledim… Dizinin ilk iki bölümü de bu hissiyatla çekilmemiş mi zaten?


Bumerang Ödülleri Oy Ver!

23 Ekim 2013 Çarşamba

Televizyonlarda Anti Kahramanlar Tarih mi Oluyor?

İşler Güçler, Leyla ile Mecnun gibi dizilerle televizyonlarda anti kahraman dediğimiz karakterler türemişti. Anti kahraman dediğimiz kavram, o alışıldık ‘mükemmel’ başrollerin yerini, hata yapan, komik duruma düşen karakterlerin almasıydı. Yani alışıldık olanda yakışıklı erkekler ve güzel kadınlardan seçilen başrol oyuncuların karizması hiç çizilmiyordu. Anti kahraman dizilerinde ise karizmanın pek bir önemi yoktu. 

Bu iki dizi de bitti. Leyla ile Mecnun kadrosu “Ben de Özledim” ismiyle yeni bir projeye başladı. Leyla ile Mecnun’un fenomen oluşuna benzer bir durum oluşur mu bilinmez. Ama artık televizyon dünyası genel aile yapısına uygun karakterleri yeniden hayata geçiriyor. Aile dizileri, genel aşk öyküleri, zengin-fakir ayrımlı hikâyeler… Sonuç itibariyle genel izleyici dediğimiz tip izleyici için artık karmaşık kurgular veya dolambaçlı zeki espriler yerine genel, düz, derinliksiz öyküler ön plana çıkartılıyor.

Bu dönüşümün sebebi ne peki? Bu aslında bir önceki dönüşümün sonuçlarında gizli… Leyla ile Mecnun ve sonrasında İşler Güçler gibi yapımlarla ortaya çıkmış yeni televizyon izleyicisi profili, beklentisi yüksek, aklı ön planda tutan izleyiciydi. Oysaki pek çok yapım, insanların akıl, bilgi, fikir gibi ‘zararlı’ unsurlardan uzak tutmaktaydı. Bu istenen vatandaş profiliydi. Ancak tam tersi profil ‘zararlı’ idi.

İşte o yüzden yeniden aile dizileriyle sakinleşmeliydik. İçi boş aşk öyküleriyle, zengin ve fakir çekişmeleriyle uğraşmalıydık.


Anti kahramanlar televizyondaki ezberi bozunca, bütün ezberler sorgulanmaya başlamıştı. Ezbere dönmek işte bu yüzden gerekmişti. Ve anti kahramanlar tarihe karıştı.

8 Ağustos 2013 Perşembe

Leyla ile Mecnun'la Yalan Dünya'yı Kıyaslamak

“Yalan Dünya” ve “Leyla ile Mecnun” dizileri hakkında, özellikle Yalan Dünya’nın, diğeriyle aynı güne alınmasıyla başlayan bir kıyaslama rüzgârı, internet sözlükleri ve Twitter’da epey bir süre esmişti; takip edenler hatırlayacaktır. Ancak birbirleriyle asla kıyaslanamayacak bu iki dizi, iki ayrı kulvarda ve bence Türkiye televizyonlarında yüksek kaliteye sahip birer yapım…

Tamam, kabul ediyorum. “Leyla ile Mecnun” karakterleri insana, sokağa daha yakın… Ama kabul etmek gerekir ki dizide gerçekle ilişkisi olmayan unsurlar var. Konuşan kırlent vardı birkaç bölüm. Ve aksakallı dede karakteri var. Bir dizinin güldürebilmesi ve beğenilmesi için karakterlerin gerçek olması gerekmediğini gördüğümüze göre, iki diziyi karşılaştırırken, birinin diğerinden daha gerçek olduğunu söylemenin yersiz bir kıyas olacağını da anlamış olduk.

Bir kere “Yalan Dünya” bir durum komedisi… “Leyla ile Mecnun” ise kalıpların dışında ve absürt mizahın Türkiye’deki tek örneği… Karakterleriyle ilgili de küçük bir analiz gerekirse, “Yalan Dünya” Gülse Birsel’in başarılı gözlem kabiliyetinin bir ürünüdür, diyebiliriz. Ancak diğerinde karakterler bir gözlemin sonucu çıkmış olamaz. Çünkü bir “İsmail Abi,” bir “Erdal Bakkal,” bir “Mecnun,” ve bir “Aksakallı Dede” hangi gözlem sonucu çıkabilir? Metonya diye bir ülke gerçekle alakalı olabilir mi? Ya da İsmail Abi’nin Dostoyevski’yi kitabını bastırmak için yayınevlerini gezdirmesi mümkün mü? İşte tam da bu noktada ciddi bir tarz ayrımının olduğunu görüp iki diziyi kıyaslamaktan vazgeçmek gerek…

“Leyla İle Mecnun” absürt mizahta sessiz sedasız bir fenomen ve kötü karakterlerin bile sevilebildiği bir dizi haline gelmiştir. Daha önce bu diziyle ilgili yazdığım yazıda belirttiğim gibi, Türkiye televizyonlarında çığır açmış bir anti-kahraman dizisidir. Bu noktada da asla kıyas kabul etmez. Hele ki kendi kulvarında en iyisi olan “Yalan Dünya” ile hiç kıyaslanmamalı. Ancak Türkiye izleyicisi bir televizyon dizisini bile takım tutar gibi izliyor. Ve maalesef ki kendi izlediği dizinin diğerlerinden daha iyi olduğunu kabul ettirmeye çalışıyor. Kimse kusura bakmasın. Bunu en çok “Leyla ile Mecnun” izleyicisinde görüyorum. Başka bir diziyle karşılaştırmaya gitmek, bir kere “Leyla ile Mecnun” dizisini anlayabilmiş olanlar için söz konusu olmamalı.

Ben her iki dizinin de sıkı bir takipçisiyim. Neyse ki saatlerinde ciddi bir çakışma olmuyor. Buna rağmen “Yalan Dünya” dizisinin reytinglerinin düştüğünü iddia edenler oldu. Ben böyle bir şeyi olası görmüyorum. Dizi bahsettiğim gibi, ülkedeki diğer “sit-com” denemelerinin kalite olarak çok üstünde bir iş. İddia edildiği gibi halktan kopuk, halkı aşağılayan bir yapısı da yok. Üçkâğıtçı karakterlerin Anadolulu olduğu doğru, ama Anadolulu olup da iyi olan insanlar da var dizide. Popülist bir yaklaşımla eleştirilmeyi hak etmiyor. 

Ayrıca “Yalan Dünya” kendi içinde bulunduğu dünyaya bir göndermedir. Ve çok daha önemlisi “ünlü ve aptal kadın” karakterlerinin yıllarca boy gösterdiği komedilerden sonra, “ünlü ve aptal erkek” karakterleri bizlerle tanıştırmış bir dizidir “Yalan Dünya.” Sadece bu bile onu farklı yapabilir.

Orçun, Selahattin, Nurhayat, Çağatay Koçtuğ, Zerrin, Tülay ve Rıza gibi çok önemli ve başlı başına konu olabilecek karakterlere sahip… Sadece metniyle değil, verilen rolün üstesinden gelen oyuncularıyla da “Yalan Dünya” iyi bir dizi…

Sonradan olma kentlinin sonradan görmeliğiyle de iyi dalga geçiyor ayrıca. Bunun dışında kalabilmiş olanları bir kenara ayırabiliyor ve böylece toplumu rencide etmiyor. Evli bir adamın sevgilisi olan pavyon şarkıcısı kadın Tülay’ı yargılamadan, içinde yaşamakta olduğu hayattan faydalananları “Selahattin” ile karikatürize ediyor. Bu da başarılı…

Televizyon dünyasının kötü oyuncuları yıldızlaştırıp, iyileri ise ezmesini Çağatay Koçtuğ ve Ahmet karakterleriyle anlatıyor. İçinde bulunduğu sisteme eleştiri getirmesi açısından değerlendirildiğinde de başarılı denebilir. Elbette tam anlamıyla bir sistem eleştirisi getirdiğini söylemek abartılı olur. Bunu da belirteyim.

Her iki dizi de bahsettiğim gibi kendi kulvarlarının en iyi temsilcileri… “Leyla ile Mecnun” çok iyi bir absürt komedi örneği… “Yalan Dünya” da çok iyi bir ”sit-com” ve dünyadaki pek çok benzer tür dizilerle boy ölçüşebilecek bir komedi dizisi… Diyorum ki artık kıyaslamasak mı acaba?






1 Ağustos 2013 Perşembe

Anti Kahramanların Yükselişi: Leyla ile Mecnun

Kısa sürede fenomen haline gelen, anti-kahraman karakterlerle ilerleyen televizyon dizisi Leyla İle Mecnun, bu tip yapımlara alışık olmayan Türkiye’deki televizyon izleyicileri için yeni bir şeydi. Ayrıca bir tek bu yok. Absürt ve doğaüstü sahnelerin de olduğu bir dizi… Mizah ve fantazyaya bakış açısı nedeniyle de çok alışıldık değildi.

Ne taraftan bakarsanız bakın, getirdiği tüm farklılıklarla büyük bir risk alıyordu. Leyla İle Mecnun bize, sabırlı olunduğunda kaliteli ve başarılı yapımların, bu yönlerini izlenirliliğine de yansıtabileceğini gösteriyor. Leyla İle Mecnun ikinci sezonundayken, “Üsküdar’a Giderken” denemesi de gerçekleşse de güzel bir dizi olmasına rağmen, Leyla İle Mecnun kadar şanslı olamadı. Ayrıca sabırla yayında tutulmuş olması, onu izleyiciye kısa sürede kabul ettirdi.

Gerçek hayatta karşılığını bulamayacağınız karakterlerle örülü bir dizi Leyla İle Mecnun… Bazen sade, bazen abartılı bir mizahı var. Ama her ikisi de metin üzerine çok güzel yerleştiriliyor. Ayrıca bir güldürü dizisi olmasına rağmen, hüzünlü sahneler o kadar güzel işleniyor ki, yadırgamıyorsunuz. Yadırgamadığınız gibi ağlayabiliyorsunuz bu sahnelerde.

Leyla İle Mecnun, Türkiye televizyonlarında, anti-kahramanların yükseliş dönemini başlatıyordu. Alışık olunan televizyon dizisi karakterleri, hep güzel, yakışıklı, bakımlı, komik duruma düşmeyen, “saçmalamayan” tiplerdi. Ancak ne hikmetse, izleyici, parlak ceketli İsmail Abi’nin kariyer öykülerinde, Erdal bakkalın komik egoistliğinde, İskender’in hamaratlığında, Yavuz hırsızın kalp çalmadaki bocalamalarında, Mecnun’un aşkından düştüğü türlü belalarda kendini buldu. 

Her bölümün ayrı bir alt metne sahip oluşu, absürtlük ve dikkat edildiğinde fark edilen, detayda gizli espriler, aklın sınırlarını zorlayarak da bir dizinin beğenileceğini gösteriyor.

Belli ki metin dışına da çıkılıyor dizide. Bir bakıyorsunuz, karşılıklı konuşma bir doğaçlamaya dönüşmüş. İşte o zaman daha bir ısınıyorsunuz karakterlere. Dizi o kadar başka yere konuyor ki, asla dizi izlemeyen pek çok insan, Leyla İle Mecnun’u hep klasman dışı tutuyor. 

Türkiye mizahının vazgeçilmez öğelerinden biri olan “Ak Sakallı Dede” figürü, gayet başarılı bir şekilde canlandırılarak, absürtlüğün içinde yer ediniyor. Genç izleyicisinin bol olduğu bu dizi, bu karakter yoluyla aşka ve hayata dair derin mesajlar veriyor. Ve Genç izleyiciyi felsefik olarak da besliyor belki fark ettirmeden.

Leyla İle Mecnun, klasik bir aşk öyküsü içerisinde, absürt ve komik olaylarla örülü bir kurgu sunuyor bize. Bitmek bilmez bir enerjiyle akıp gidiyor. Pazartesi geceleri sosyal medyada konuşulanlar da onun sayesinde belirleniyor bazen. Fan kitlesi hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. İzleyicisinin kimler olduğunu, o kişilerin dizi karakterlerininkini andıran konuşma tonlamalarından tespit edebileceğiniz ender dizilerden biri ayrıca.

Leyla İle Mecnun ve onun izlediği mizah anlayışını izleyen yapımlar sayesinde, televizyondan kopamayan izleyicinin hayal gücü ve hayata bakışı olumlu yönde değişecek gibi görünüyor.


Bakalım dizinin yeni sezonunda nasıl bir macera silsilesi içine gireceğiz.