Spor Haberleri

Köşe Yazıları

Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2013 Salı

Melih Gökçek'in Hasetçileri Çileden Çıkaran Ağaçları

Sonda söyleyeceğim başta söyleyeyim. Evet… Çatladık. Çileden çıktık. Ve hatta hasetçinin başkanı olarak seçiyorum kendimi. Ve yazının daha başında çileden çıktığımı ilan ediyorum.

Biz hasetçileri bu kadar çatlatan, çileden çıkaran ne? Efendim, Melih Gökçek’i ağaç düşmanı olarak göstermeye çalışan bizim gibi haddini bilmezler, aslında nasıl bir doğa dostu bir zat olduğunu görünce haliyle çatlamaktaydı. Melih Gökçek’in Twitter’da paylaştığı ağaçlar önünde çekilmiş fotoğrafı ve bunun ne anlama geldiğini anlamamıza yardımcı olan notu, hakkında yazı yazmamaya karar vermemi bir süre daha geciktirecek türde.

Bu geciktirici ve çileden çıkarıcı paylaşım şöyle… Melih Gökçek Twitter'da paylaştığı fotoğrafın altına, 'İşte Ankara'nın yeni ağaçları... Ankaralıyı sevindirecek, gururlandıracak, hasetçileri çileden çıkaracak' 

Öncelikle o fotoğraftakilerin ağaç olduğunu, o notu yazmasa anlamazdım. Ayrıca “acele dikin önünde fotoğraf çektirmeye geliyorum” demiş de ağaçlar can havliyle dikilmiş gibi duruyor. Aman canım, karalamayalım şimdi. Adam ağaç dikmiş, yaranamıyor.

ODTÜ Ormanı’na gece baskını yapan da biziz zaten. Bu bilgiyi saklayıp Melih Gökçek’e suç atıyoruz. Sayın Başkan meğer ağaç dikiyormuş mütemadiyen.

AKP iktidarı zaten yıllardır yüz binlerce fidan dikmiş. Meğer gerçek çevrecilik fidan dikmekmiş sadece.

Fidan da dikeceksin elbette. Güzel bir şey… Ama var olan, yüzyıllarca oluşmuş doğal ortamı yok etmeyeceksin. Ekolojik sistem üzerinde iktidar kurmaya çalışmaktır var olanı yok etmek… Yol uğruna, kışla uğruna, rant uğruna…

Bir ormanı yok ettiğinizde içinde yaşayan birçok canlıyı da yersiz, yurtsuz bırakıyorsunuz. O canlıların ölmesine neden oluyorsunuz. Fidan diktiğiniz yerde o fidanların ağaç olması, canlılara yuva olması ne kadar zaman alacak? “Yaptık, oldu” kafası söz konusu doğa olduğunda işlemiyor işte.

Bir de bu gösteri çabası nedir? Ne yapsalar, insanların gözüne sokmalar… “şiştin miii, çatla da patla” demeler…

ODTÜ’deki ağaçları yok edince doğayı tahrip ettiğiniz gerçeğini ağaçlarla çektirilen hatıra fotoğrafıyla yok etmeye nasıl çalışabilirsiniz? Pek anlamadım. Ama yine de Sayın Başkan’ın gönlü olsun. Çatlayalım fesatlıktan ortalık yerimizden. Twitter’da çatlamış haldeki fotoğraflarımızı hediye edelim. Evet, yapalım bunu.


15 Temmuz 2013 Pazartesi

Melih Gökçek Ramazan'a niye böyle girdi?

Melih Gökçek’in Ramazan başlamadan önce attığı şu tweet, bu konuda yazı yazma gerekliliği doğuruyor.

Yine Caps Lock tuşu açık… “Bunlar kesin olay çıkartıp Ramazan’ı Müslümanlara zehir edecekler. Lütfen oyuna gelmeyelim. Çevremizi bilgilendirelim.” dedikten sonra yerinde Caps Lock kullanımıyla şöyle devam ediyor. “Lütfen ısrarla RT yapınız.”

Bu yazıda şunu söyleyecektim. İktidarın her Ramazan ayında, bu ayın kutsallığını kullanma çabaları, içinde bulunduğumuz politik şartlara göre daha da sertleşecekti. Camiye ayakkabıyla girildiği, içki içildiği gibi söylentilerle miting yapanların kutsal ayı bu şekilde kullanmaya devam etmesi kaçınılmazdı. Bunun ilk sinyali, hiç şaşırtıcı olmayacak biçimde Melih Gökçek tarafından geldi tabii.

Melih Gökçek, inananların ve Ramazan’da oruç tutacak olan vatandaşların bunun için heyecanla hazırlık yaptığı bu dönemde başka bir hazırlığın mı peşinde? Gün aşırı din üzerinden oyunlar çevirenlerin, Ramazan’ı seçim çalışması dönemi gibi kullananların oyundan bahsetmesi ne komik! Gökçek’in bu ifadeleri son derece hassas dengelere yönelik bir bozma girişimi… İnsanların değer verdiği bir ayda, “bunlar” diye bahsettiği ve ötekileştirilen muhalif kesimleri, İslam düşmanı ilan etme çabası…

Bütün bu açıklamaları evlerinde tutulan %50’ye yönelik elbette… İşte o evlerinde zor tutulan %50’yi temsilen Tophane’ye bir uzanalım. Geçtiğimiz yıllarda Tophane’de bir sanat galerisine düzenlenen saldırıyla gözleri üzerine çeken Tophane, AKP’ye verdiği destekle tanınan bir muhit… T 24’ten Volkan Koç semtin önde gelen “abi”leriyle bir röportaj yapmış. Allah’a inandıkları ve O’ndan korktukları kadar, AKP’ye ve Başbakan’a da inanıp biat ettiklerini söyleyen bu insanlar, Başbakan’dan talimat beklediklerini açıkça ifade etmekteydiler. O isterse Taksim’i dağıtırlarmış. Durum böyle olunca, Melih Gökçek’in de bu ve benzeri kişilere Ramazan konusunda ‘uyarıda’ bulunması, hiç de iyi sonuçlar doğurmaz.

Böylesi bir hassasiyet, oruç tutmayan, yaşam tarzını Ramazan’a göre belirlemeyen her insanı hedefe yerleştirecektir.

Bu biat kültürünün dindarlıkla da birleşmesiyle ortaya çıkan karışım, bütün kaygıların da temelini oluşturuyor. Bugün çok sayıda insanın dillendirdiği “Ramazan geldi, bir şey olmasa bari” türünden kaygı ifadeleri, maalesef bizzat bu ‘dindar’ yönetimlerin eseri… Dine en büyük zararı veren işte bu kutsal değer simsarlığıdır.

Melih Gökçek böylesi bir tahmini “kesin böyle olacak” diye vererek neye hizmet ettiğinin farkında mı? Düzenleyecekleri Ramazan etkinliklerinde herhangi bir gerginlik çıkması için dua mı edecekler? AKP’linin yukarıda bahsettiğim gibi bir biat kültürü varken, herhangi bir iktidar partisi mensubunun bu tip bir açıklama yapması ne kadar mantıklıdır?

Hoş… Biz iktidarın davranış ve sözlerinde mantık aramayı bırakalı çok zaman oldu. Yine de en azından Ramazan ayının kutsallığına inanıyorlar madem, bunun gibi bir çaba içine girip, inanana da inanmayana da şu süreci zehir etmesinler. Daha ne isteyebiliriz ki?

Maalesef ki oruç tutan çoğu dindar insanın, etrafındaki Ramazan’a uygun yaşamayı tercih etmeyen insanları dine saygısızlıkla suçladığı bir ülkede yaşıyoruz. Dini vecibelerini yerine getiren çoğu insan, bunu tercih etmeyen insanları sapkınlıkla suçluyor. İktidar da ‘dindar’ olunca baskı uygulamayı hak görüyor kendine bazıları. Üzerine Melih Gökçek muhalifler hakkında “Ramazan’da olay çıkaracaklar” iddiasını ortaya atınca işin rengi bu Ramazan da kendini gösteriyor ne yazık ki…


Herkes saf duygularla birbirlerinin Ramazan’ını tebrik ederken böyle girilir mi kutsal dediğin kapıdan?