Spor Haberleri

Köşe Yazıları

hükümet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hükümet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2015 Pazartesi

Namazın Tuğçe Kazaz'a Etkileri Hakkında

Tuğçe Kazaz bildiğiniz gibi pek çok benzerleri gibi gemisini nasıl yürüteceğini iyi bulmuş olsa gerek ki AKP’ye doğru meyletti. Daha önce de Hıristiyan olmuştu hatırlarsanız… Yeniden Müslüman olurken de o günlerde AKP’nin olmamasını bir eksiklik olarak değerlendirmiş, o zamanlar Müslümanlığın ona ‘kötü’ tanıtıldığını söylemeye çalışmıştı. AKP’nin İslam’a nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyor hiç bilmiyoruz. Eğer AKP'lilerin Yüce Divan’daki performanslarını düşünürsek bunun İslam’a pek bir faydası olacağını sanmadığım gibi, birinin İslam’ı seçmesini sağlamasının mümkün olduğunu sanmıyorum. Elbette niyeti iyiyse…

Birinin namaz kılmayı övmesinde hiçbir sorun yok. Elbette ki övebilir. İnsanları teşvik etmek isteyebilir. Ancak Kazaz’ın öncelikle bunun bir ortopedik katkısını dile getirmesine değinelim. Vücudundaki ağrıları namazla iyileştirdiğini söylüyor Kazaz. Hadi öyle diyelim. Bunu çok eşelemek istemiyorum.

Benim asıl konum, havuz medyasında yatıp kalktığını düşündüğüm Tuğçe Kazaz’ın son bombaları…
Kazaz katıldığı bir programda “Türkiye’de sol diye bir şey kalmadı” diyen Kazaz, Türkiye’yi karıştıran gücün İngiltere ve onun güdümündeki ülkeler olduğunu da belirtti.

Gezi olaylarıyla ilgili de bize aslında tipik bir AKP’li söylemi sunuyordu. “Gezi Parkı'nda Erdoğan'ı indireceğiz' demedi mi diğer taraf? Bunlar söylenmedi mi? Bunun sonunda ufak bir ağaç kesme eylemi gibi başlayan bir eylem neden bu kadar büyüdü? Neden ufak bir çocuğun cenazesine o kadar insan sokağa dökülerek, tetiklenerek sokağa döküldü? Orada yapamadıklarını 17 - 25 Aralık'ta yapmaya çalışmadılar mı?”

Evet… Gördüğünüz gibi tipik bir “anlamıyor gibi yapma” çalışması… Hatta o ufak çocuğun cenazesi hakkında konuşurken bile sormuyor ki bu çocuğu kim öldürdü?

Sanki Kazaz’ın bu kadar çok popüler olması bizim gibi bıdı bıdı severleri oyalamak yapılmış bir plan… Düşünmüşler ki bu komediyle uğraşılsın, biz de o arada kendimizi kurtaralım.

Diğer türlü bir durumda ise Kazaz’ı fikir üreten bir insan olarak benimseyeceklerse seviyeyle ilgili üzücü sonuçlara varıyorum.

Öte yandan Kazaz diğer AKP’lilere göre biraz daha şanslı… Çünkü diğerleri vaktinde Gülen severken, şimdi onunla savaşan haline gelmiş. O hiç değilse şu aşamada en azından tutarlı bir noktada duruyor.

Namaz sadece bel ve boyun ağrılarına yaramamış(!) kendisine analitik düşünme kabiliyeti de inivermiş vahiy gibi demek ki… Tövbe! Kurban olduğum sen nelere kadirsin!

Neyse artık. Bence bu bahsi kapatalım.



8 Ağustos 2013 Perşembe

15'e Olur Abime

Ehliyet belgesi için yenileme harcı geçen ayın tartışma konusuydu. Önce 101 TL olarak belirlenince büyük bir tepkiyle karşılaştı bu güzide harç. Şu ‘baş belası’ Twitter yine iş başındaydı. Twitter üzerinden tepkiler yayılınca, bakanlık bu konuda geri adım atmak zorunda kaldı. Hem de ne geri adım…

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gelen tepkiler üzerine yeniden değerlendirme yapılacağını söylemiş, yeni belirlenecek tutarın maliyetin altında olmayacağını söylemişti. Yeni tutar 15 TL olarak belirlendi.

O aradaki 86 TL’lik fark ne oldu o zaman? Mehmet Şimşek cebinden mi karşılayacak?

İnsan düşünüyor. Biz bu kadar yıl; vergidir, harçtır hiçbir şeye tepki göstermeyince kim bilir ne servet ödedik! Değil mi? Bir günlük tepkiyle bu işin oluru ortaya çıkıyorsa, anladık ki birileri bu kadar zaman resmen dalga geçmiş bizimle.

Adam bir ürünü 2 liraya mal eder, 50 liraya satar ya… Sonra sezon sonu, seri sonu veya tasfiye sebebiyle 5 liraya indirir. O hesap… Hatta bir esnaf vardır, kazıkçıdır. Tutturabildiğine yüksek fiyata satar. Sonra sen “ama bunun aynısı bir alt sokakta daha ucuz” dersin. “Haydi, akşam pazarı, 15’e olur abime” der.
Görüldüğü üzere, ülke yönetme işini dükkân işletmek gibi gören, dükkân işletse onu da yukarıdaki “ne vereyim abime” kategorisi içindeki esnaf gibi işletecek bir hükümetimiz var.

101 TL’lik bir mal bir çırpıda 15 TL’ye düşünce, pek çoğumuz o malı satan kişinin bizi keriz yerine koyduğunu düşünürüz. Şimdi ben de içten içe o haldeyim. Hep o haldeydim de şimdi elimizde rakamsal veri var.

Önüne gelen her durumu harç ve vergiye dönüştüren devlet, aslında yaşıyor olmamıza da bir bedel biçiyor bu şekilde. Nefes almak da aslında ücret karşılığı, farkında değiliz. Temel ihtiyaçlarımızın önemli bir kısmında vergi var. Devlet şimdi çıksa dese ki ehliyeti olup da arabası olmayanlara ceza keseceğiz, olur valla. Arabasız ehliyet bulundurmaktan… Bak, nasıl ceza gerekçesi? Ya da ehliyetim yok benim mesela, “bu yaşa geldin niye ehliyetin yok?” cezası… Yepisyeni bir ceza önerisi…

Öğrendik ki bu ehliyetin tüm maliyeti zaten 13 TL’ymiş. “13’e bırak alayım. Bak metrobüse bineceğim.” Olmaz tabi 13’e… Aradaki 2 liralık fark Emniyet Vakfı’na aktarılacakmış çünkü. E tabi, o kadar gazını yedik, suyunu içtik. “Dur, dur o konuya girme” diyor iç sesim. Borçlu çıkacağız.
101 TL olarak kalsaydı bu harç, 86 TL’nin tamamı Emniyet Vakfı’na mı aktarılacaktı acaba? Bu da başka bir merak konusu…

Efendim, bu kadar laf kalabalığı şunu söylemek içindi. Bunca zaman susa susa ödediğimiz bedel, bu ehliyet harcı olayıyla cep bölgemizdeki yanlarımızdan yukarı doğru bir sızıya neden oluyorsa, bundan sonra neden susmamamız gerektiğini anlamışsınız demektir. Bu iyi bir örnektir.

Evet sevgili okur, bununla geçmiş olsun.