Spor Haberleri

Köşe Yazıları

mhp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mhp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2015 Perşembe

CHP'nin solcu söyleminde HDP etkisi

Şu sıralar seçim çalışmaları hız kazandı. 7 Haziran’a kadar daha da kızışacağa benzer. AKP’deki iç sorunlar, HDP’deki yükseliş seçim sürecinde çokça sürprizle karşılaşacağımız anlamına geliyor. CHP ise şimdileri geçmişteki MHP tarzı milliyetçi söylemi bir kenara bırakarak seçimde sol seçmenini kaybetmeme telaşında…

Seçim çalışmaları sırasında daha milletvekili aday adaylığı olan CHP’lilerin sol söylem kullanması gözden kaçmadı. Bugüne kadar adına sosyal demokrat dediği halde sosyal demokrat bir yanı kalmamış CHP’de yeniliğe dalalet bir durum mu bu? Olabilir. Dediğim gibi bu seçim öncesi oy kaybetmeme telaşı gibi görülse de zorlayıcı etkenlerin etkisiyle bir politika değişikliği gibi de yorumlanabilir.

Öte yandan HDP’ye göz kırparak seçim sonrası olası bir HDP’li mecliste AKP’nin kabine kuramama ihtimalini göz önüne alarak koalisyonu hayal ediyor olabilir. Mümkündür.

Hepsi bir kenara CHP’nin milliyetçi söylemi bir kenara bırakarak, çözüm süreci üzerinde AKP’ye saldırmayarak farklı bir yola girdi. Bunu da HDP’   ye borçluyuz. Çünkü ülkenin aydınları, sanatçıları safını belirledi. HDP’ye oy verilmesine yönelik çağrı her geçen gün daha da artıyor. HDP’nin bir Kürt partisinden Türkiye partisine doğru yönelişi bu çağrı sürecini meydana getiren en büyük husus… Belki de Türkiye solcuları ilk defa gerçek anlamda bir sol partiye kavuşarak, ülkenin kanayan pek çok sorununa gerçek bir çözüm umuduna kavuşuyor. Bunlardan en önemlisinin Kürt sorunu olduğu malumunuz… Bu sorunu da ancak Kürt siyasetinin temsil ediliyor olmasıyla çözüleceği, Kürt ve Türk halklarının dayanışmasının bu çözümü sağlamlaştıracağı aşikâr…  HDP böylece bir sol blok oluşturmuş oluyor. CHP de bu süreçte söylem anlamında geride kalmayarak ya oy telaşında ya da oluşacak yeni mecliste kendine güçlü bir ittifak sağlamanın peşinde… Her iki ihtimal de HDP’nin sağladığı dinamiğin sonucu…

Öte yandan HDP’nin AKP’yle anlaştığını iddia edip HDP’yi zan altında bırakma çabası herhangi bir gerçekçi karşılık bulamıyor. İktidarın HDP’yi zor durumda bırakma çabası olan Mardin’de PKK operasyonu en önemli kanıt… İktidara yakın medya organlarının PKK’nin karşılık olarak Hakkâri’deki taciz atışı niteliğinde silahlı eylemini dallandırıp budaklandırarak haber yapması bir bakıma HDP’nin yükselişine yönelik bir çabaydı. Böylelikle örgütle HDP’nin organik bağı iyice göz önüne konulacak, HDP’nin seçmen gözünde itibarını düşüreceklerdi. Bu gibi olayları daha çok duyabiliriz. Biz CHP-HDP ilişkisine dönelim.

CHP’nin HDP’ye yönelik yumuşak tavrının en önemli sebebi, AKP’yi geriletecek tek gücün HDP olduğunun farkında olması… Ortak rakibi alt etmesi için sessizce desteğini sürdürecek. Bir yanda da kendinin de solcu olduğunu kanıtlayarak yükselen sol blokta kendine bir yer edinmeye çalışacak.

2 Mart 2014 Pazar

Bitmeyen Fetih:Ayasofya

Ayasofya, üzerinde yaşadığımız coğrafya için önemli bir sembol… Bizans İmparatorluğu’nun 567 yılında, başkenti Konstantinopolis’te Hristiyan dünyasının sembollerinden biri olarak inşa ettirdiği Ayasofya, (Hagia Sophia) çok özel bir yapıydı. Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u işgal edip ele geçirmesinin ardından camiye çevrildi.
Cumhuriyet’in ilanından sonra 1934’te dengeli bir politika oluşturmak hedeflenmiş olsa gerek, Ayasofya müzeye çevrildi. Ancak mesele burada kalmayacaktı. Ayasofya’nın yeniden cami olması için dini toplulukların eylemleri yıllarca devam etti. 12 Eylül darbesinden kısa bir süre önce kısmen ibadete açılan Ayasofya, darbenin ardından yeniden ibadete kapatıldı. Müze olarak kalan tarihi yapının,  sonunda 10 Şubat 1991’de Hünkâr Mahfili kısmının namaza açılmasıyla tartışmalar ortadan kalktığı düşünüldü.
Ancak Türk-İslam senteziyle meydana gelmiş olan toplumsal algıya hâkim olduğu ülkenin Ayasofya üzerindeki hayalleri ortadan kalkmış değil. Üstelik Meclis çatısı altında da ufaktan konuşuluyor. Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu’nun önerisi ile Ayasofya tartışması yeniden alevlenecek gibi… Halaçoğlu, 7 Kasım’da Ayasofya’nın cami olarak açılmasını isteyerek bunun sebebini Twitter üzerinden “Müze yapılması hususunda çıkarılan 7.11.1934 tarihli kararname sahte çıktı. Resmi Gazete'de yayımlanmamış. ‘Atatürk’ adı verilmeden onun adı kullanılmış. Bu soyadı verilmeden adı böyle kullanılmış” sözleriyle açıkladı. Ve bu gerekçe de yeni bir gerekçe değil. Pek çok kez dillendirilmişti.
Peki, Ayasofya konusundaki bu anlaşmazlığın sebebi ne? Neden aslında bir kilise olan bir mekânın müzeye dönüştürülmesinden ve böylece dinler arasında eşit mesafeyi simgelemesinden rahatsız olunuyor? Neden cami olmasında inat ediliyor?
Ayasofya İstanbul’un İslam coğrafyasına dâhil olmasıyla birlikte ‘fetih’ denen olayın tamamlayıcısıydı. Ayasofya’daki dönüşüm kentin el değiştirmesinin önemli bir sembolüydü. Dolayısıyla müze olması, Osmanlıcılar için bir kayıp olarak algılanmaktaydı ve kısmen ibadet edebilme imkânı bile bu yargıyı kırmaya yetmedi.
Bugün Türkiye’deki milliyetçi hareketin Ayasofya mücadelesi, bu bitmeyen fetih kavgasından kaynaklanıyor. Üstelik Ayasofya, medeniyetler merkezi coğrafyamız için güzel sembollerden biriyken, bir dinin ibadethanesi olmaya indirgenmesi, onun tarafsızlığına zarar vermekten başka bir sonuç doğurmayacağı gibi bir de yanlış tarih okumasına işaret ediyor.
Tarihe saygısını, ancak kendi ırkının veya dininin hâkim olduğu dönemle sınırlayan bir algıdan bahsediyoruz.
Ayasofya bir Bizans eseridir. Ve onu camiye çevirmekte inat etmek, tarihi işgal etmeye devam etmek ve bu ‘fetih’ algısını devam ettirmek, o coğrafyaya, insanlığa bir fayda sağlamaz. Adil olunacaksa İstanbul’un tarihini oluşturan hiçbir unsuru reddetmemek gerekiyor. Ayasofya’yı cami yapmaya diretmek değerleri asimile etme çabasından başka bir şey değil…
Ayasofya kiliseydi. Sonra müze oldu. Bana soracak olursanız müze olarak kalması yeterli değil. Eğer tarihe saygı göstereceksek, Hristiyanlar için de zaman zaman ibadete açılsa Ayasofya’nın hakkı teslim edilmiş olur. Onun cami olmasına inat etmek istilacı bir anlayıştan başka bir şey değildir.