Spor Haberleri

Köşe Yazıları

porno etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
porno etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Çocuğa Cinsel Şiddet ve Dindarın Dokunulmazlığı

Geçtiğimiz aylara ait bir haber… "Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'ne bağlı Burgurcuk Köyü'nde, 15 yaşındaki S.A. adlı kızın 8 yaşından itibaren cinsel istismara uğramasıyla ilgili olarak, aralarında 68 yaşındaki bir kişinin de bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı. Aynı suçlamayla küçük kızın ağabeyi de Antalya'da yakalanırken, 6 şüpheli hakkında da gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı."

Çocuğa yönelik cinsel istismarın geldiği bu noktada bu haber, kutsal sayılan tüm değerlerin, başta aile kurumu olmak üzere tepetaklak olduğu çok sayıda yürek burkucu olayı da içinde barındırıyor.

Köyde hayvancılıkla uğraşan 68 yaşındaki adam, çocuğa çikolatalar alıyor ve tacizlerine başlıyor. Bu olmaya başladığında kızcağız daha 8 yaşında. Cinsel istismar olayı aylarca sürerken, köy okulundaki öğretmenler, durumdan şüphelenip S.A. ile konuşuyor. Kız olan biteni öğretmenlerine anlatıyor ve öğretmenler kızın ailesini ve tacizci yaşlı adamı görüşmek için okula çağırıyor.

İşte bir hastalıklı algı bu görüşme sırasında kendini gösteriyor. Kızın annesi, söz konusu şahsın köye cami yaptırdığını, böyle bir kötülük yapamayacağını söylüyor. Kızını iftiracılıkla suçluyor. Öğretmenlerin görüşme yaptığı adam ise, kıza yardım ettiğini ve hiçbir kötülükte bulunmadığını iddia ediyor. Öğretmenler ise onu kızdan uzak durması için uyarıyor.

Öğretmenlerin geçen yıllarda tayini çıkana kadar kıza yaklaşmayan adam, tayinden sonra yine kolları sıvıyor!
Bu cinsel tacizler köyde pek çok kişi tarafından öğreniliyor. Ancak bir tek Allah'ın kulu bu konuda bir şey yapmadığı gibi tacizler başka erkekler tarafından da yürütülüyor. Hatta kızın ağabeyinin bile bu kişiler arasında olduğu iddia ediliyor.

Sonunda iki aile arasında çıkan büyük bir kavga sonucu olay yerine gelen jandarma ekiplerine köylülerden biri olayla bağımsız olan bu taciz olayını anlatıyor. Ve jandarma soruşturması başlıyor. En başta alıntı olarak yazdığım haber işte böyle bir geçmişe sahip.

Bu olay 23 Nisan'ın bir çocuk bayramı olduğu ülkede gerçekleşti. Hiç düşündünüz mü? Böyle kaç çocuk büyüyor, diye? Bilmediğimiz, bilip de görmezden geldiğimiz kaç taciz vakası vardır çocuklara yönelik?

Bütün bu saçmalığın ve rezilliğin sebebi ise kızın ailesinin vurdumduymazlığında gizli değil mi? Ve tuhaf bir algının da sonucu değil mi? Köye cami yaptıran birinin kötülük yapamayacağını savunmak ve kendi öz kızını iftiracılıkla suçlamak hangi kafanın ürünüdür?

İşte hep söylediğimiz gibi, ahlak denen duygu, öyle dinle imanla sağlanmıyor efendiler! Cami yaptıran, kafasına takke takan, beş vakit namaz kılan herkesi iyi, namuslu ilan edip geri kalanlardansa kötülük geleceğine inandığınızda böyle bozuluyor işte ezberiniz. Gerçeklerle bozuluyor. Masallarla kurduğunuz ezbersel dünyanız işte böyle sarsılıyor.

Ahlakı dindarlıkta arayanlara da güzel bir ders olmalı bu. Ahlakın dinle tesis edilemeyeceğini, dinin ahlaksıza maske oluşunu çok iyi görmüş oluyoruz. Gözü tamamen kapalı halde dünyayı izleyenler hariç, bir farkındalık kazanacaksak, gerçek hayat size çok sayıda veri sunacaktır.

S.A. şu anda 15 yaşında. Cinselliğini hoyratça öğreten ağabeyleri, amcaları ve dedeleri yüzünden ve çok daha acısı beyninde 'Allah alanı' tam ailesinin vurdumduymazlığından dolayı, hayatının en acı 'deneyiminin' ceremesini çekiyor.

Sahi, bunu yapanlar ve yapılmasına seyirci kalanların beynindeki hangi alanı kullanıyor?


Amacım dindarların tamamını bir kategoriye koymak değil. Dindarlığı bir masumiyet belirtisi görüp, tüm kötülükleri ötekinde arayan algıyla tüm derdim. Bu algının ceremesini o yaşta bir çocuk çekmek zorunda mı

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Çocuğa Yönelik Cinsel Suçlar ve Somaly Mam

Çocuk pornosu ve çocuğun seks köleliği, erkeğin hastalıklı şehvetinin geldiği son noktadır. Evet, doğru… Ancak bu sonuçlardan biri sadece… Asıl mesele vahşi kapitalizmin ve hastalıklı ayrımcılığın varlığı…

Çocuğun cinsel yönden istismarı vakaları son yıllarda ciddi artışlar gösteriyor. Çocuğu bir cinsel obje haline getiren süreçte, ilkokullardaki kız öğrencilere başörtüsü dağıtılıyor! O yaşta tecavüze uğruyorsa kapanmalı mı deniyor acaba? Nasıl bir ruh halidir bu? Kız çocuğunu başını örtme eğilimi gizliden gizliye onu cinsel bir obje olarak görmek değil midir?

Ve erkeğin azgın cinsel duyguları… Etek giyen bir kız çocuğundan tahrik olup ona tecavüz eden çok sayıda erkekle onu başkalarını ‘tahrik’ etmesin için kapatmaya kalkan erkeklerin sapkınlık yönünden bir farkları var mı sizce? Buradaki yazılarımda çok kez bahsettiğim gibi, cinsel suçların en önemli sebebi zaten cinsel baskılarken, yeni bir baskılama metodu nasıl karşılık bulur?

Çocuğu nasıl koruyacak acaba bizim ‘büyük’ adamlar? Merak ediyor musunuz? Çocuğu nasıl olması gerektiği gibi görecek? Devletin polisine taş attığında ‘terörist’ ilan ederek mi? Sayıları artan çocuk işçiliğini durdurmak için politikalar geliştirmeyerek mi? Tecavüze uğrayan kız çocuğunun buna ‘rızasını’ sorgulayarak mı? Bakımını üstlendiği kimsesiz çocukları, din eğitimine yönlendirerek mi? Çocuğun cinsel istismarının dini eğitimle engelleneceğine inanmak büyük bir yanılgı değil midir? Kapanıp ‘dini bütün’ hale gelen kadını erkek şiddetinden koruyabiliyorlar mı bu şekilde?

Okutulmayıp evlendirilen çocuklar? Çocuk gelinler? Küçük yaşta evinin ‘kadını’ olmaya itilen, kucağına bebeğini alıp anne olmaya zorlanan çocuklar? Sırf cinselliğini bir an önce örselemek için, aşkı tanımaması için ve ‘gelir’ elde etmek için evlendirilen o kızlar, sistemin bir kurbanı değil mi? Sistem, her şeyi para olarak görüyorsa, insanı değersizleştiriyorsa, siz aynı sistemi savunup bu soruna nasıl çare bulacaksınız? Sistem nasıl önce fakirleştirdiği Afrika’ya, bağış kampanyalarıyla göz boyayarak kendini ak gösteriyorsa, çocuğun istismarına karşı adım atacak devlet de aynı yolun yolculuğundadır. Çünkü sistemden kopmadan, onun kurban ettiği çocuğu koruyamazsınız.

Vahşi düzen çocuk tanımaz. Egemen güç olma mücadelesi verenler, bunun karşısındaki çocuğu dahi ‘terörist’ ilan edecektir. Sistemin kirli çarkları, (bu kirini bizzat sistemden alır) çocuğu ekonomik anlamda da cinsel anlamda da yani aklınıza gelecek pek çok dalda sömürülecek sınıfın içine koyacak, savunmasızlığından sonuna kadar faydalanacaktır.

Çocuk istismarının en acı türlerinden biri olan çocuğun seks işçiliğine zorlanmasına karşı, uluslar arası bir mücadele örneğinden ve bunun mimarından bahsetmeden geçemeyiz. Somaly Mam…

 70’lerde Vietnam sınırında bir köyde doğan Somaly Mam, daha 14 yaşındayken bir askerin tecavüzüne uğrayarak tanıdı cinsel şiddeti. Ve onunla evlendirildi. Ve bir süre sonra adam bir sürü borç bırakarak ülkeyi terk etti. Yakın bir akrabasının bakımını üstlendiği Somaly, borçların altından kalkamayan bu akrabası tarafından seks işçiliğine zorlandı. Bildiğiniz anlamda feleğin sillesini yiyerek çocuk yaşta kadınlığın acısını tadan bu kadın, Fransalı biriyle tanışıp onunla evlendi. Ve Fransa’ya yerleşti. Artık kurtulmuştu. Ancak kurtulması onu rahatlatmaya yetmedi. Küçük yaşta çalışmaya zorlandığı ‘genel’ evlerde çalışan çocuk seks işçilerini tek tek kurtarmaya başladı. “Kötü Koşullardaki Kadınlar İçin Hareket” isimli derneği kurarak çalışmalarını sürdürdü.

Somaly Mam’ı durdurmak isteyenler oldu. Ciddi bir pazar haline gelmiş kadın ticaretinin patronlarının tehditleri, kızının kaçırılıp tecavüz edilerek gözdağı verilmesine kadar dayandı. Ancak o yılmadı. Kendisi gibi kızının da cinsel şiddeti tatması anne-kızın mücadeledeki safları sıklaştırma azmini daha da arttırdı. Sayıları yüzleri bulan kız çocuğunu seks ticareti çarkından kurtardı.

Görüldüğü gibi tüm dünyada çocuğun cinsel istismarı olayları ve buna karşı mücadelenin sembolleri var. Halen Kamboçya’daki ‘genel’ evlerde bir kız çocuğuyla cinsel ilişkiye girmenin karşılığı 15 sent! Yani bir kız çocuğunun hayatının değeri de işte en fazla bu kadar…

Türkiye’ye baktığımızda çocuk seks işçiliğiyle ilgili ciddi verilerle karşılaşmasak da yukarılarda bir yerlerde bahsettiğim gibi, kız çocuğunun para karşılığı evlendirilmesi gerçeği söz konusu… Dolayısıyla çocuğun masumiyeti bütün geri kalmış toplumlarda olduğu gibi bizde de yok edilen bir değer…


Çocuğun istismarı sorununun çözümü için buna karşı oluşacak kitlelere ve kararlılığa ihtiyacımız var. Çünkü bu sorun suni gündem maddeleriyle unutturulmayacak kadar hassas ve hayati derecede önemli... Kendi kendimize ah edip vay etmemiz, “insancılık” oynamaktan ibaret olacaktır.