Spor Haberleri

Köşe Yazıları

serbest radikaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serbest radikaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2013 Salı

Alternatif Bir Tatil Önerisi Olympos ve Serbest Radikaller

Antik dönemlere ilgi duyan her insanın Türkiye sınırları içindeki en önemli uğrak yeridir Olympos. Antalya'da bir antik kent... Kenti gezerken tarihin gizemli sayfalarındaki bu gizeme dahil oluyorsunuz.

Olympos aynı zamanda eğlenceye de önem verenlerin uğrak yeri olmaya devam ediyor. Eğlenceyi ve kafa dinlemeyi aynı anda yaşayabileceğiniz ender yerlerden biridir Olympos. Bunu yaşayacağınız mekan ise Eski Yeni... Gece olunca canlı müzik gruplarının yarattığı eğlence dünyasının içinde bulabilirsiniz kendinizi.

Şu sıralar ise grubum Serbest Radikaller ile çaldığımız mekan ayrıca. Serbest Radikaller'i İstanbul'dan bilenler geldikleri zaman Olympos'un gizem ve büyüsüne yaraşır bir şekilde bir müzik dinleyebiliyorlar. Dahası şu sırlar meteor yağmurları da başlamışken müzik sonrası bu güzelliği hep birlikte gökyüzünün derinliğine akabiliriz.

Grupta gitar ve vokalde Jehat Olympos gecelerinin müdavimlerinin tanıdığı bir isimdir. Daha geniş bir kadroyla doğu eksenle batı müziğini dinleyicisine sunuyor.

Nerede tatil yapabilirim diye düşünen varsa, bütün tatil unsurlarını aynı anda burada yaşayabilecekleri gerçeğini atlamasın. Biz 21 Ağustos gecesine kadar Serbest Radikaller olarak Olympos gecelerinize eşlik etmekten büyük zevk duyacağız. Eski Yeni'ye bekleniyorsunuz.



4 Ağustos 2013 Pazar

Dikkat Trompetli Bölge

Ara ara kişisel yazılar yazmalı… Gerçi her yazı kişiseldir de kategori olarak hep başka yerlere düşer çoğu zaman. Bu seferkini bir parça müzik kategorisinde değerlendirelim izninizle yine de.

Trompete ilk başladığımda 12 yaşındaydım. (21 yıl olmuş) Kısa bir süre içinde öğrenip geliştirmeye başladığım trompeti zaman zaman kenara bırakıp uzunca bir süre ilgilenmeyerek, çokça ihmal etmiştim tabii. Bu ihmalin cezasını da çektim. Hak etmiştim.

Küçük yaşların verdiği bir boş vermişlikle geçti onunla bir dönem ilişkim. Ama yine de bırakamadım şöyle tam anlamıyla. İyi de etmişim. Çok küçük yaşlarda tozunu yutmaya başladığım sahneler, zamanla benliğimi ele geçirecekti elbette. Kaçınılmazdı. Durup geriye baktığımda, ne yaparak mutlu olacağımı görmemi sağlayan çok sayıda anı vardı. O zamanlar yaşadığım yer olan Şile’nin festival tanıtımı için İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz konserler, televizyon programları, haberler, hakkımızda çıkan yazılar ve Almanya’da katıldığımız yerel bir müzik festivali derken ne kadar çok şey birikmişti.

Kendimi yetiştiğim orkestranın başında buldum sonra. Bazı müzik aletleri daha eklenmişti portföyüme. Ama rüzgâr yine başka türlü esince müzik yine rafa kalktı. Başka başka işlerin içinde buldum kendimi. (Cümle çok kapalı oldu yahu. Legal işler bu içine girdiklerim hep tabii.)

Ta ki 5 yıl öncesine kadar…

Artık sadece müzik yaparak hayatta kalabileceğimi anladığımda son çalıştığım işte kariyer anlamında önemli bir aşamadaydım. Ani bir istifa ve trompetimi alıp Bağdat Caddesi’nde sokak müziği yapma kararı… Hepsi üç günde gelişmişti. Zabıtayla oynadığım köşe kapmacalara rağmen yapmakta olduğum iş, kimi işletmelerin ilgisini çekmeye başlamıştı. Elbette başka grupların ve müzisyenlerin de…

İşimiz insanları eğlendirmek… İnsanları gülümsetmek… Onlara keyifli zamanlar geçirtmek… Bütün bunları yaparken geçirdiğimiz bütün bu yorucu süreçler, bir an olsun “of ya” dedirtmedi bize. Çünkü biz bu işi seviyorduk. Hatta müzik dışında başka bir işin yorgunluğunu yaşıyor olsaydım geçen hafta sonu mesela, şu anda bilmem kaçıncı seruma bağlıyorlardı beni.

O yorgunluk, alkışı aldığın anda bir onura dönüşür çünkü. O onur seni hayata bağlar.

Belki bir gün yollarımız bir sahnemizde kesişir, ne dersin?  Sana yorgunluğumuzu değil, seslerin güzelliğini anlatır müziğimiz… Zaten hep öyle olmalıdır, değil mi? Yorulacaksak dans ederek, şarkıları hep birlikte söyleyerek yorulalım.

Mesela, şu an aktif olarak performanslar sergileyen grubum Serbest Radikaller’i bayramın 2. ve 3. günü 21:30’da Taksim Mask Nevizade’de dinleyebilirsiniz. 12-21 Ağustos tarihlerinde de Antalya Olympos’a yolunuzu düşürürseniz Eski Yeni’de sizi bekliyor olacağız.






3 Ağustos 2013 Cumartesi

İstanbul Gecelerinde Serbest Radikaller Fenomeni

Hiç âdetim değildir. Kendi çaldığım grubun reklamını yapayım, dememişimdir. O kadar yıldır çok sayıda gruba girdim, çıktım. Güzel müziklerde imzam ve katkım oldu. Ama şu ana kadar birini yazayım, demedim. Hatta kendi projemle ilgili bile yazmadım yahu.


“Ne yazdıracak peki bunları sana?” diye soracak olursan, Serbest Radikaller’in karakterime yatkınlığından bahsederek cevaplayabilirim. Yani, zaman zaman hüzünlü ve birden bire neşelenen bir adam olduğuna göre, benim için biçilmiş kaftan Serbest Radikaller. 

Elbette çaldığım gruba “fenomen” demem pek bir iddialı duruyor. Ama dinleyicinin hakkımızdaki yorumlarına baktığımızda çok bir alçak gönüllü ifade aslında…

Ne yapıyor Serbest Radikaller? Batı formlarını kullanarak bir doğu müziği yapıyor. Doğu-Batı sentezi olarak nitelendirilebileceği gibi, olmayan bir türü de aslında icat etmiş sayılabilir. Öyle ki dinleyen hangi türde bir müzik grubu dinlediği sorusuna kesin bir cevap veremediği gibi, bu cevabı veremediği için grubu “fenomen” kategorisine yapıştırabiliyor.

Ben grubun epey bir süre dışarıdan dinleyicisi olabildim. Daha sonra grubun kurucusu Jehat Hekimoğlu’yla yollarımız kesişti. Kendi projeme dâhil olmasını istedim. Sonrasında onun da benim Serbest Radikaller içinde yer almamı istemesiyle hızlı bir şekilde grubun sahne çalışmalarına dahil oluverdim. Kendi ekibim Hatıra Defteri’ne bir nevi kardeş gelmiş oldu. İşler bu aşamaya gelince de hayatımın en keyifli ve en dinamik ve de çok sürprizli sahne deneyimlerini yaşamaya başladım.

Birbirleriyle hiçbir tür ve orijin ilişkisi olmayan parçaların, aslında ne kadar kardeş olduğunu kanıtlıyor Serbest Radikaller. Birbirleriyle bağlandığında veya iç içe geçtiğinde bambaşka bir şarkı dinliyor aslında dinleyici. Doğaçlamalar da işin başka bir rengi. Doğaçlamaya dayalı bir kafanın ortaya eğlendirici ve sürükleyici bir öykü koyması çok başka bir tat elbette. Şöyle bir uğramaya gelen herkes, ya gidemiyor ya da bir dahakine daha kalabalık geliyor. Grup her geçen gün kendi kolonisini oluşturuyor.

Bence yapılması gereken çok bilindik ve çok güzel şarkıları, bir de Serbest Radikaller’den dinlemek… 

Benim grupla tanışmam bir dinleyici olarak işte böyle başlamıştı. Şimdi dinleyen değil, icra eden tarafında yer alınca gururlanıyorum epey.

Müzikte minimal bir yaklaşımla görkemli bir iş ortaya koymak öyle kolay bir iş değil. Algıları açık, gönülleri açık dört adamın aynı ruh içinde buluşması da hiç kolay değil. Belki biraz bundan dolayı bahsetmek istedim. Blog yazarlığıma müzisyenliğimi hiç bulaştırmamaya çalışsam da dayanamadım bu sefer.

“Arkadaş o kadar bahsettin, nerede bu adamlar, gidelim bir yerinde görelim” şeklinde konuşmaları duyar gibi oldum. Hemen söylüyorum. Ekim ayı itibariyle Cuma akşamları 21:30’da Mask Nevizade’de, Cumartesi akşamları yine 21:30’da Beşiktaş’ta Kaset Bistro’da kendinden geçecek grup. Dinleyen de geçecek. 

Eğlence ve keyif garantili… Ayrıca olur da yolunuz düşerse 12 Ağustos-21 Ağustos tarihleri arasında Antalya Olympos’ta Eski Yeni sahnesinde çalacak. Zaten Olympos grubun yaz mevsimindeki yuvasıdır.


Ben bu kadar iddialı konuşacak adam değildim. Beni bu hale Serbest Radikaller getirdi. Pek sağ olsunlar…