Spor Haberleri

Köşe Yazıları

İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Usta bir karar çek, gerekçesiz olsun!

"İnsan bazen hayret ediyor." A.G.

Yazıma bu eşsiz, her duruma uygun, eski bir Abdullah Gül sözüyle başlamak istedim. Çünkü insan gerçekten hayret ediyor.

Çıkan kısmın özetine gerek yok. Çok değerli İstanbul'un belediye başkanlığı seçimini yılan hikayesine çevirdikten sonra, kanıtsız iddialarla iptal ettirdiler. YSK da gerekçesini daha bugün taze taze beyinciğimize şaplattı.

"Gerekçesi" diye yazarken çok güldüm. Lafın gelişi gerekçeli karar işte. İptal edilmesine gerek olmayan seçimin iptaline gerekçe bulunamayınca, iptal edilmesine gerek olmamasının gerekçelerinden bahsedilen bir iptal gerekçesi yazılmış. Yok ya dalga geçmiyorum. Vallahi. Şimdi iptal edilemeyeceği yasal olarak besbelli, buna rağmen açıkça iptal edilen bir seçim, yenilenecek.

23 Haziran'daki yenileme seçimine kadar, sözde gazeteciler, iktidar kişileri ve benzeri zatı şahaneler, aklımızla dalga geçme yarışlarına başlayacaklar. Gerçi başladılar ya, benimki de laf. Tabi aklımız yine bu manipülasyon savaşından sağ olarak kurtulacak evelallah.

Yok isminden hangi partiye oy verdiğini anlayıp oyu silmişler, yok tipinden anlamışlar, yok bir şey olmuş da ne olduğunu bilmiyorlarmış, kim osurmuş, bit osurmuş. Bakalım daha ne kadar mantıktan arındırılmış iddia dinleyeceğiz.

25 Eylül 2011 Pazar

Usta Bir Kuleden At Beni İn Aşağıya Tut Beni


Gece yapılan tren yolculuklarında kişisel olarak edindiğim izlenim, seyahat boyunca asla uyuyamıyor olmam… Hele ki gidiş-dönüş seyahatlerinde “giden mi uykusuz, dönen mi?” diye sorar dururum kendime. Bu sebepli uykusuzluklar, kronik yorgunluğa ve kalıcı bir uyku sersemliğine neden oluyor.

İşte öyle zamanlardan birinde, trenle dönüş seyrindeyim. Güneş doğuyor. Ve yine uykusuzluk içinde bu gece yolculuğu, gece uçuşuna dönüşüyor. Hiçbir kulenin umursamadığı bir pilotum artık. “Kule, iniş izni istiyorum.” Kule: “Aradığınız kule servis dışıdır. Size en yakın kulede Rapunzel ikamet etmektedir


Her kuleden iniş izni istenmez. Kimisi vardır, işte böyle Rapunzel tarafından yaşanan kuleler ki bu kulelerden tırmanış izni isteyebilirsin. “Rapunzel, saçlarını uzat!” Rapunzel’e de güven olmaz tabii ki. Yalnızlık, depresyonu; depresyon da saç güçsüzleşmesini tetiklemiş olabilir. O zaman da kendini yere yığılmış bulabilirsin. “Düşüş izni istiyorum”


Ya Rapunzel intihar ettiyse… Yok, biz bu kuleye de bulaşmayalım. Şahit yazarlar; bir de onunla uğraşmayalım uykusuz uykusuz. Zaten kulenin oradan yol geçecek, kule istimlâk olacakmış. Rapunzel’e de TOKİ’den bir stüdyo daire vereceklermiş. “Rapunzel, saçlarını uzat!” Rapunzel: “Otomatiğe basayım ben.”


Rapunzel’in kulesi de istimlâk olacağına göre tırmanış iznimiz de yanacak o zaman. Metropollerin kuleleri var ama bulutları delen. Onlar da hem suçlu, hem güçlü kategorisinde, havayla, güneş ışığıyla kavgalı… Hava ve güneş ışığı, zor bela imzalatır giriş belgelerini. Kimi zaman patron toplantıda olur. İşte o zaman bekle ki aydınlanasın, bekle ki soluyasın. “Kule, yaşama izni istiyorum.” Kule: “Yaşamak için itaat etmelisin.” Haydi canım!


Bu kadar kule arasında bir de Kız Kulesi vardır ki ondan hiçbir şey için izin istemem. Karşısında çay içilir onun. Âşıklar ona bakar. O her güzel şeye izin verir. Ona bakarken uykusuzluğunu da unutursun. Sen O’nun karşısında çayını yudumlarken onun içindekiler de pahalı şaraplarını yudumlar. O kadar cilvesi de olsun ama. Bir de unutmadan… Galata Kulesi… Şehrimin güzel siluetinin önemli parçası… Karşıya geçince sana da uğrarım. Senin gölgende de soluklanırım azıcık. Pisa Kulesi eğilmiş ikinizin önünde, ben nasıl sevmeyeyim sizi?


Çok mu duygusallaştım acaba? Biraz da metropol kulelerine nispet yapar gibi oldu, ama o da bu yazının ana fikri olsun.


“Arkadaşım, sayıklıyorsun. Uyan!”

“Azıcık daha dinleyin canım siz de.”
Meğer uyumuşum da sayıklıyormuşum.

Mayıs 2011