Spor Haberleri

Köşe Yazıları

şafak sezer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şafak sezer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2013 Perşembe

Şafak Sezer Bak Bakalım İner misin Çıkar mısın?

Şafak Sezer’in Gezi eylemlerinde aktif olarak yer aldığı biliniyor. Ancak aynı kişinin geçtiğimiz günlerde Başbakan’ın katıldığı bir iftar yemeğine davet edilip üzerine Başbakan’dan özür dilemesi şu sıralar tartışılıyor. Gezi eylemlerine ilk günkü popülerliğinden kaynaklı olarak destek vermiş ‘ünlü’ şahısların, şimdileri “iş başka yere taşındı. Biz ağaçlar kesilmesin diye yürümüştük” türü açıklamalarına da sıklıkla rastlıyoruz. Ancak bu seferkinin oluşturulan cadı avlarından sıyrılma çabası olduğunu görmek için derin bir analize ihtiyacımız yok.

Şafak Sezer ve onun gibi ani dönüşler yaşayan diğerlerinin ortak fikirleri arasında hükümetin istifaya çağrılmasını desteklememek var. Elbette ki kuru kuruya bir istifa daveti çok mantıklı değildi. Çünkü madem mevcut siyasi oluşumlardan ve iktidarın politikalarından memnun değilsin, bir alternatif sunmalısın. Parlamenter sistemde iktidara sahip olan partinin değişmesi ancak seçimle olur. Bu da doğru… Öte yandan Gezi eylemlerinin iktidarın yanlış politikalarına karşı protestolara bir çıkış oluşturmasında eylemleri bastırmak isteyen polisin orantısız gücü, iktidarın eylemciye yönelik aşağılayıcı tavrı ve başka seslere kulak tıkamasının etkili olduğunu bilmeyen yok. Öyleyse bu eylemlerin daha en başından sadece ağaç mücadelesi olmadığını Şafak Sezer de biliyor olmalı…

Öyleyse nedir bu dönüşün sebebi? Yukarıda da bahsettiğim gibi bu bir kendini sıyırma çabasıdır elbette. Başbakanı da çok sevdiğini ifade ediyor. İtirazımız yok. Kimin kimi sevdiği bizi ilgilendirmez. Ancak sen kalkıp ona karşı başlayan bir eyleme katılacaksın, sonra rüzgâr eylemcinin aleyhine eser gibi olunca, gidip protestonun hedefindeki adamın elini öpeceksin. Şu sıralar televizyonların neredeyse tamamının iktidara yakın çevrelerin eline geçtiğini düşündüğünüzde tek ekmek kapısı televizyonlar olan birinin böyle bir dönüşü yaşıyor olmasının açıklamasına ulaşmış olursunuz.

Eylemlere aktif olarak destek vermiş ve hatta Yeni Şafak tarafından da birçok kez hedef gösterilmiş Memet Ali Alabora’yı dünyanın en korkak adamı ilan etmiş bir de Şafak Sezer. El insaf dedirtiyor insana.

Hükümeti istifaya çağıran bir eylemin meşruluğunu tartışmak demokrasi adına büyük bir ayıptır ayrıca. Ortaya bir alternatif koysalardı da yine bu şekilde tartışılacaktı, emin olun.


Şafak Sezer’in durumuna bir dönelim. Kendisi yıllar önce “İner misin Çıkar mısın” isimli yarışma programıyla çıkış yakalamıştı. Platform yükseldi ve çıktı. Anlaşılan o ki Şafak Sezer halen o platformda ve kimin tepkisiyle yükseleceğini hesaplamaya çalışıyor. Ancak gelip geçici bir iktidarın alkışıyla yükselmesi uzun vadede bir inişin habercisidir. Şafak Sezer onu asıl yükseltecek tepkinin nereden geleceğini biliyor mu? Biliyorsa neden inmeyi, çömelip diz çökmeyi tercih ediyor?

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Tayfun Talipoğlu, Şafak Sezer ve İki Özrün Analizi

Toplumun büyük bir kesimi tarafından Tayfun Talipoğlu saygıdeğer bir kişi olarak tanınır. Öyledir de. Duyarlılığını sorgulamak şöyle dursun her eylemi ve sözüyle bunu kendimizi bildiğimiz gibi biliriz. O da bu toplumun bir ferdi olarak toplumu ilgilendiren sorunlar ve acılarla ilgili her insan gibi tepkisini göstermekte. Tıpkı Gezi Direnişi sırasında olduğu gibi…

İnsanın gözü önünde polislerin insanlara uyguladığı tazyikli sulu ve biber gazlı şiddet karşısında, olaylar sırasında orada olan herkes gibi Talipoğlu da tepkisini göstermişti. Elbette Twitter’daki küfürlü notunu tasvip etmeyeceğiz. Ancak bir düşünün. Silahsız gencecik insanlara yönelik böyle bir saldırıya tanıklık ettiğinizde tepkinizin ayarını düşünemezsiniz. O şiddete maruz kalanların yerine kendi çocuğunuzu, eşinizi, dostunuzu, akrabanızı koyduğunuzda Talipoğlu’nun sözlerinden daha ağır bir tepki vermeyeceğinizin garantisi yok.

Şöyle yazmıştı Talipoğlu. “Taksim’de polis sokakları bırakıp cafelerin içine gaz bombası atıyor. Birisinin bu o… çocukluğuna dur demesi lazım.” Ve beklenen olmuş, Talipoğlu bu tweeti yüzünden emniyete ifade vermesi için çağrılmıştı.

Bu sözlerdeki tepki mi, tepkiyi dile getiriş şekli mi muktediri rahatsız etti? Bu sorunun cevabı AKP’nin başlattığı “cadı avı” sürecinin içinde gizli… Elbette tepki göstermek sizi zan altında bırakmak için yeterli… Böylesi bir durumda ses çıkarmak ve gerçekleri dile getirmek rahatsız edici bir durum olsa gerek… Ancak tabii ki tepkinin dile getirilişinde kullanılan ifade Talipoğlu’nun da kabul ettiği gibi hoş bir ifade değil. Hemen hemen hepimizin bu gerilim ortamında yapılan bu haksızlıklara, medyanın suskunluğu da eklenince ağır tepkiler verdik. Kadının ve annenin onurunu zedeleyici ifadeler kullanmak elbette ki hiç hoş değil. Talipoğlu da işte bu ifadelerinden dolayı gerekli özrü de diledi. Ama o özür polisten ve polise bu şiddet eylemlerinin emrini verenlerden değildi. Yine de küfür içermeyen bir ifadeyle tepkisini dile getirmesi gerektiğini biliyor. Özünde attığı bu tweetten pişman olmadığını da ifade ediyor.

Bir diğer özür öyküsü de Şafak Sezer’den… Şafak Sezer direniş sırasında ünlüler arasındaki en aktif direnişçilerden biriydi. Hatta Beşiktaş’ta Barboros’u trafiğe kapayanlar arasındaydı.

Şafak Sezer katıldığı AKP İstanbul İl Başkanlığı’nın iftar yemeğinde direnişteki aktif rolünden dolayı Başbakan’dan özür diledi. Elini öpmek istediği de söyleniyor. Şafak Sezer’i bu eyleminden dolayı yargılamaya niyetim yok. Ama bu durum başka bir algının özeti aslında… Başlatılan cadı avından en az yarayla kendini sıyırmak isteyenlerin, direnişe katılmayan insanlarda da gördüğümüz biat itiraflarına sıklıkla rastlıyoruz. Zerrin Özer ve Doğuş da bunlar arasında sayılabilir. Ancak Şafak Sezer içinde bulunduğu durumun şiddetine göre el öpüp diz çökmeyi tercih edebiliyor. Elbette ki çok normal… Ve tabii önemli bir samimiyetsizlik göstergesi… Diyor ki aslında “şeytana uydum hünkârım affet.” Hünkârsa ‘büyüklük’ gösterip affediyor.

Onu yargılamak elbette bana düşmez. Ama bu yazıya Şafak Sezer’i eklememe neden olan şey sadece bu diz çökme değil… Gelen tepkilere cevaben yazdığı şu tweeti bu yazıda Sezer’e yer verme gerekliliği doğurdu.

“Bir insanı sevmek döneklikse
Ben Başbakanımı seviyorum
Ne Ak Parti'den anlarım
Ne de siyasetten...
Kişileri sevmek emek ister”

‘Şiir gibi’ bu sözler kafası bir hayli karışık Şafak Sezer’in başbakan için gizliden gizliye yürütüldüğünü tahmin ettiğim “seni sevmeyen ölsün” kampanyasında ‘faydalı’ bir slogana dönüşebilir.


Kendini sağlama almak için ucuz ‘esnaf’ numaraları üreten ünlülere daha çok tanık olacağız gibi görünüyor. Tayfun Talipoğlu gibi düşüncelerinden ve duruşlarından taviz vermeyenleri de ayırt etmemizi sağlayacak, turnusol vazifesinde tuhaf bir süreç içine de girmiş bulunuyoruz.