Spor Haberleri

Köşe Yazıları

bayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2013 Cuma

Kadın Hareketinde 'Bayan' Kavramı

Hemen hemen her erkek karşı cinsten bahsederken ‘bayan’ diye hitap ediyor. Erkeklerin sözlüğündeki bu kelimeyi “kadın” olarak değiştirmeye çalışırken aslında hiç de azımsanmayacak oranda kadınlar tarafından da ‘bayan’ kelimesinin tercih edildiğini görüyoruz.

Hatta “kadın” kelimesini çok kaba bulan da var. Öğretilenler insanın hayatına öyle çok işliyor ki… Görüldüğü gibi doğru bilgiye sahip olmamak yanlış alışkanlıklara, yanlış algılara neden oluyor.

Erkek, nasıl bir kimliği ifade ediyorsa, kadın da öyle… “Bay” kelimesinden türetilmiş “bayan” kelimesini kadına yapıştırmanın bir anlamı yok. Kimliği ifade eden bir kelimeyi kullanmayı reddetmek o kimlikle olan sorunun yansıması mıdır? Bu noktada söylemem gerek ki “bayan” kelimesini böyle bir tavır göstermeden, kötü niyet taşımadan kullanan da var. Ancak sonuç ve başlangıç noktası değişmiyor. Kadına ‘bayan’ demenin çıkış noktası kimliği yok sayma dürtüsüdür. Sonuç ise kadının erkeğin egemenliğinde sayıldığı toplum düzenidir. Bir tek kelimeden böyle bir sonuca çıkılır mı? Bir düşünün. Eğer bay kelimesinden türeyen bir kelimeyi kadın için kullanmanız aile terbiyesi gereği kaba olacağından korktuğunuz içinse sorun yok. Ama kadını yok sayma eğilimiyse? Kadın kelimesi, “kadın” kimliğinin ifadesidir. Kadın hakları da bu kimliğin özgürce ifade edilmesiyle sağlanabilir.

Kadın kimliği demişken, yazının başında biraz bahsettiğim gibi “kadın” kavramı bizzat kadınlar tarafından da rağbet görmüyor. Hitap ederken, seslenirken “kadın” diye seslenmek bana da ters geliyor. Ama “bayan” demek de bir o kadar aynı sıkıntı… O yüzden “hanımefendi” demeyi tercih ediyorum. Ancak bir kadın kendinden bahsederken “ben bir bayanım” değil, “ben bir kadınım” demeli. İşte o zaman kimliğini sahiplenmiş olacaktır. Kadının toplumda değer kaybettiği son yıllarda “kadın” kelimesinin daha az kullanılmasının sebebi nedir sizce? Kadın bakanlığının kaldırıldığı bir ülkede yaşıyorsak bu sürecin iyiye işaret olmadığını da söyleyebiliriz.

Bizzat kadınlar tarafından sahiplenilmeyen kimlik, iyice erkeğin egemenliğinde kalıp özgür bir kimlik olamaz. Alt kimliğe dönüşür; erkekten türeyen, erkek tarafından var edilen olmaktan öteye gidemez. Literatür işte bu yüzden son derece önemlidir.

Bayan kelimesi literatürden, erkekler tarafından kaldırılmadan önce kadınlar tarafından kaldırılmalıdır. Çünkü haklarının mücadelesi vermesi gereken ve hakları kendi elleriyle kazanması gereken kadınlardır.


Bu süreçte kadınların erkeklerin yoldaşlığına ihtiyacı olursa yanlarında olacağımı da belirtmek isterim. Ancak öncelikle kadınların, kendi kimliklerine sahip çıkması gerekiyor.

26 Temmuz 2013 Cuma

Bayan Solist Sevdası ve Ajda Pekkan Örneği

Türkiye canlı müzik piyasasında en çok talep edilen unsur, ‘bayan’ solisttir. Tabiri caizse, ‘saplardan’ oluşan müzik grupları, çok farklı ve çığır açacak bir müzik yapmıyor, ama yine de piyasada bir yer ediniyorsa, çok şanslılar demektir.

Bu ‘bayan’ solist sevdasının tüm dünyadaki müzik piyasalarına etkisi malum, tabii ki… Ama Türkiye, tüm negatiflikleri üzerinde çok rahat gösterme özelliğine sahip… Ben de “‘bayan’ solist Türkiye’de neden bu kadar önemlidir?” sorusunu öznel ve nesnel örneklerle cevaplamak istiyorum. Başlamadan önce belirteyim; ‘bayan’ kelimesini kullanmayı sevmem, ama buradaki kavram bu olduğundan sıkça kullanacağım, maalesef.

Bu sevdanın sonucu olarak, kadın şarkıcıların çokça göründüğü müzik piyasasında, erkek şarkıcılar da video kliplerinde kadın figürünü kullanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Çok da yukarı çıkmadan bakacak olursak, şehir içi eğlence hayatının, mekân sahiplerinin ‘bayan’ solist ısrarıyla şekillendiğini görürüz. 

Müziği ön planda tutan idealist mekânları konunun dışında tutarsak, önemli bir pay bu sevda üzerine kurulu… Kadın gibi estetik obje olarak kullanılması alışkanlık haline gelmiş unsuru, mekân sahipleri çokça talep eder. “Sanatçınız ‘bayan’ mı?” diye sorulduğunda, müziğin icra edildiği alanlarda bile, sanatçı kavramının tam anlaşılamadığını da görürüz ki bu yazının konusu olmadığından, bu meseleyi pas geçiyorum.

Bir müzik grubunun ‘bayan’ solisti varsa, bir de bu solist güzelse, üstüne üstlük sesi de güzel olduğunda sırtı yere gelmiyor. Tecrübeyle sabit… Dikkat ettiyseniz en son aranan kriter müzikal katkı… Bu da zaten ‘ideal’ sıralamadır, kimse kusura bakmasın! Hatta çoğu zaman ilk iki kriter yeterlidir.

Görsel kaygıların ön plana alındığı modern zamanların bize dayattığı estetik dayatması, çıkış noktasını cinsellik olgusundan alıyor. Daha önceleri, Safiye Ayla gibi müziğinin ve sesinin ön planda tutulduğu isimler gelip geçmiş olsa da ne olduysa oldu, aranan kriterler tepe taklak oluverdi. Günümüzde de müziğinin önemli görüldüğü isimler var tabii. Ama geneli etkileyecek düzeyde değil.

Ne zaman başladığını bilmem, ama öyle bir dönem ki görgüsüzlüğün zengine, zenginliğin görgüsüze karıştığı bir zaman rastlar bunun başlangıcı… Kişisel tahminim…

Konuyla ilgili ufak bir araştırmaya giriştiğimde, Ajda Pekkan’la ilgili eski bir gazete haberine rastladım. Haberin tarihi ve hangi gazeteden olduğuna ilişkin bilgilerim net değil… Ajda Pekkan’ın ilk çıkış yaptığı dönemler olduğuna göre 1960’ların ikinci çeyreği olabilir. “Ajda’nın konseri fiyasko verdi” başlıklı haberde, Ajda Pekkan’ın Adana konserinde yaşadıkları kısaca değinilmiş. Bir erkek dinleyicinin istek şarkı ve türkülerine olumlu yanıt veremeyen Ajda Pekkan’a, söz konusu kişinin “şarkı bilmezsin, türkü bilmezsin, bari soyun da göbek at” dediği kaydedilmiş. Karşıma çıkan bu haberden, yazmaya karar verdiğim bu konuya cuk oturuşundan dolayı bahsetmeden edemedim. Çünkü ‘bayan’ solist arzusunun altında yatan sebeplerin başında, kadınlar tarafından eğlendirilmeyi seven erkek istekleri olduğu yönündeki tezime bir parça katkısı var.

Erkek dinleyici, sahnede göz süzen, göbek atan, cilve yapan, masaları dolaşan kadın şarkıcıyı çok seviyor, maalesef. Bu arzunun temelini de elbette ki cinsellik olgusu oluşturuyor. Bu ayrıca pazarlama stratejilerinde sıklıkla kullanılan bir unsur… Amerikalı pazarlama uzmanlarının dediği gibi: “Seks satar.” İşte bu algı, nedenine mantıklı ve geçerli bir açıklama getirilmeden, işletmecilerin ‘bayan’ solist arzusunun kaynağını oluşturuyor.

“Solistiniz ‘bayan’ mı?” sorusu sorulduğunda, grup üyeleriyle bir süre birbirimize bakıp, bizden ‘bayan’ çıkaramayacağımıza karar verdikten sonra “hayır” cevabıyla teoride bitirdiğimiz sahne görüşmeleri, biraz şartları zorlayıp bulduğumuz ‘bayan’ solistle müziği bıraktırma garantili sahne çalışmalarımız… Bu konuya ilişkin pek çok deneyimi kendimden örnekleyebilirim. Yukarılarda bir yerde bahsettiğim gibi, sesinin ve müzikalitesinin güzel olduğu solistler de var. Kimi zaman denk gelmişimdir.

Yine de bir gün ekibime kadın solist eklersem (bayan demekten sıkıldım. O ne öyle, minibüs şoförü seslenmesi gibi?) bu olay,  müzik piyasasındaki kriter sıralamasının tam tersi bir arayışın sonucu olacak. Duyurulur. Bu da bir anti parantez…