Spor Haberleri

Köşe Yazıları

dinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2015 Salı

Akit'in Vicdanı (!)

Akit Gazetesi’nin hali malumunuz… Kafasına uymayanı hedef göstermekten geri kalmaz. Buna dini bir kılıf da uydurur. Suçunu meşrulaştırır. İnsan sevmediğini iktidarı çok sevdiğini kanıtlamış Akit Gazetesi bu sefer de tepkisinin nefes alabilen her şeye yönelik olduğunu kanıtladı.

Azerbaycan’da gerçekleşen sokak hayvanlarına yönelik katliama karşı tepki olarak bir araya gelen hayvan severlerin Azerbaycan konsolosluğuna gerçekleştirdiği yürüyüşü haber yaptı Akit. Hem de ne haber…
“Katledilen Müslümanlar için kıllarını kıpırdatmayanlar üç beş köpek için sokaklara döküldü!” E tabi haberi verirken katliamların yaşandığı ülkelerden de bahsediyor. Filistin, Suriye ve Mısır… Irak? Yok tabi… Ne de olsa hizmet ettikleri gücün Irak’taki katliamları gerçekleştiren askerlere hayır duası etmişliği var. Neyse…

Öte yandan öyle bir önyargı ki oradaki hayvan severlerin ölen insanlar için de sokaklara çıkmadığını düşünüyorlar. Ölen çocuklar için sokaklara çıkan insanları terörist ilan etmiş bir gazetenin bu çelişkiyi açıklamasını bekliyor muyuz? Hayır elbette.

Peki, sormak gerek… Velev ki Müslümanlar katledilirken sessiz kalındı. Hayvanlar katledilirken ses çıkaranı sapkınlıkla itham etmek niyedir?

Üstelik Kuran-ı Kerim’den referans alarak bunu yapmak nedir?

“Bu neyin kafası?” diye bir popüler bir soru vardır ya. Belki de ender cuk oturuşlarından biridir. Bu neyin kafası Akit? Bu haberi yaparken vicdanınızın sesini dinlediniz mi? Dinlediniz de size böyle yapmanızı söylediyse o vicdanınız değil, olsa olsa aklınızı ele geçirmiş karanlık güçlerin eseridir.

Öyle değilse sahi bu neyin kafası?

Akit Gazetesi yürüyen, tepki gösteren herkesi bir şekilde sapkın ilan edecekti zaten. Akit’e göre onun gibi olmayan herkes sapkındır. Onun peşinden yürüdüğüne karşı yürüyen herkesin katli vaciptir.

Haberi defalarca izleyin. Gayet insani bir eylemi öyle bir vermektedir ki büyük bir taşkınlık olmuş hissi uyandırmaktadır. Oysa görüntülerde de durum insanidir. Editör bakmış. “Burada kötü bir durum yok. Metni elimizden geldiğince kirletelim. Olsun bitsin.” Demiş. Sonra da vermiş kalayı.

Bu tip gazetelerin okuyucularını saf yerine koymasına ne demeli? Makul bir okuyucu bakıp “yahu adamlar hayvanlar katledilmesin diye eylem yapmış, ne var bunda?” diyemiyor mu? Diyemiyor ki bu gibi kötü niyetli yayınlar varlığını sürdürüyor. Kabataş yalanını nasıl feyk görsellerle kanıtlamaya çalışan benzer yayın kuruluşları varsa Akit de burada hayvan severleri neredeyse Müslüman düşmanı göstermeye çalışıyor.

Haberin son cümlesi ise daha bir bomba… Diyor ki ‘süper’ haberciliğin mimarı? “Yaşanan olaydan sonra hatasını anlayan grubun özür dileyip dilemeyeceği merak ediliyor.” E peki bu tuhaf haberinizin özrünü ne zaman alalım?

11 Eylül 2013 Çarşamba

Böyle Olur Dincinin Mizahı

İslamcı muhafazakâr kesim, eskiden günah saydığı her şeyin ‘helal’ modellerini üretmek konusunda üstün bir performansa sahip… Helal ojeyi biliyorsunuz. Televizyon günahtı bir aralar, helal olanları çıktı. Makbul olanı sistem taraftarı olmaktı. Ve bildiğiniz gibi de Cafcaf diye bir mizah dergileri var. Mizah gibi gerçekten beslenmesi gereken bir şeyin, kimilerinin elinde nasıl mide bulandırıcı hal aldığını görmüş oluyoruz.

Kimi hem dindar hem entelektüel olan insanları tenzih ediyorum. Onların da midesini bulandıracağını düşündüğüm olay Cafcaf’ta Ahmet Atakan’ın ölümünün ardından polis şiddetini aklama çabası taşıyan karikatürün yayınlanması… Yahya Alakay imzalı karikatürde üzerinde orak çekiçli tişörtüyle çirkin bir eylemci karikatürü çizilmiş. Ve bu adam Ahmet Atakan olduğu belli olan birini çatıdan aşağıya atmak üzere… Eylemcileri çirkin gösteren bu karikatür, ayrıca siyasi görüşlere yönelik bir ötekileştirme yaratarak, bu görüşteki insanları hedef göstermiş de oluyor. Kaç kişiye ulaşır bu karikatür? Bunun pek önemi yok. Önemli olan mizah yaptığını iddia eden bu insanların, mizahın asıl duruşunu zedeleyen, zalimi kollayan, nefret söylemini besleyen tutumları…

Mizah duygu işi… Duyarlılık işi… Mizahı kullanarak devletin kötü politikalarını eleştirmek yerine, devletin şiddetini haklı çıkarmayı seçmek cinayetlere suç ortağı olmaktır. Şiddete maruz kalan eylemciyi ‘kötü adam’ olarak lanse etmek de direnişçi avına çıkmış palalıların yaptığından pek farklı değildir.

Bunun ifade özgürlüğü olduğunu iddia edecek olanlara hatırlatalım. Yalan söylemek ve bir görüşü hedef göstermek, nefret söylemini beslemek ifade özgürlüğüne girmez.

Kaldı ki bu eylemci karşıtı çaba da beyhude… Çünkü eylemler artık öyle insanların gözünün uzağında değil… Herkes polisin tavrını net bir şekilde görüyor. ‘Helal’ televizyon kanalları da bangır bangır “provokatörler iş başında!” diye haykırsa da insanlar, kardeşinin, çocuğunun, arkadaşının, akrabasının provokatör olmadığını biliyor. ‘Helal’ TV’lerin başaramadığı karalamayı ‘helal mizahçı’ Cafcaf’ın nefret yüklü karikatürü de başaramayacaktır.

Evet… Ama böyle bir algının varlığı mide bulandırıcı olmaya yetiyor. Hükümete inanmaktan vazgeçemeyen çok önemli bir kitle var. Önüne gelip bir AKP’li ana avrat sövse, “yok ya yanlış duymuşumdur” diyecek kadar hem de… Bu insanlar hükümeti öven kanalları izlemeyi tercih ediyorlar. Orada izledikleri tek kanallı dönemde alınan haberden farklı değil… Üstelik bu kadar çok kanallı olup tek bir sese sahip olmak da ciddi bir sorunumuz… İşte bu kanalların hitap ettiği kitle, devlete başkaldırmanın günah olduğunu savunan bir kitle aynı zamanda… Bu algı da tipik bir 3. Dünya ülkesi algısı ne yazık ki…

Maalesef kimileri ne olursa olsun 3. Dünya ülkesi insanı olmaktan vazgeçemiyor.