Spor Haberleri

Köşe Yazıları

teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2015 Pazartesi

Web Sayfanız için içerik ve makaleler

Zengin İçerik ve Makaleler


Belki de pek çoğunuz web sayfanızı oluştururken bu kadar çok orijinal ve zengin içerik ihtiyacınız olacağını tahmin edememiştiniz. Ya da bazılarınız hepsini kendi yazmaya kalktı. Hele ki reklam geliri elde etmeye başladığınızda daha zengin bir sayfa içeriğine ihtiyacınız oldu ve buna yetişemez oldunuz. 
İşte böyle durumlarda benim gibi yazmayı bir alışkanlık haline getirmiş, yazmazsa öleceğini düşündüğünden mütemadiyen yazan blog yazarlarına ihtiyacınız var.


Zengin içerik ve makaleler burada

Ve işte ben burada devreye giriyorum. Örneğin güncel konularda olduğu kadar sağlık ve teknoloji gibi konularda makaleler olsun istiyorsunuz. Bana gelip böyle bir talep getirdiğinizde konuları en net ve kısaca belirtmeniz yetiyor. Hemen hemen her kategoride zengin ve nitelikli içeriği sizlere sağlayabilirim.  Hepsinin özgün olacağını ve sadece sizin sitenize özel olarak üretileceğini unutmayın.


5 Kasım 2013 Salı

Deri Altına Bilgisayar mı Olur?

Bilgisayarlara olan bağımlılığımız gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Teknolojinin hayatımızın odak noktası haline geldiği bu yıllarda Almanya'da yaşayan bir genç, bu bağlantıyı biraz çılgınlığa çevirdi.

Kendi geliştirdiği mikro bir bilgisayarı kol derisinin altına yerleştirerek özel bir operasyon ile diken çılgın genç Almanya'nın Essen kentinde yaşıyor. Tim Cannon isimli bu arkadaş bilgisayarlarla iç içe geçmiş hayatı çok yanlış anlamış.

Öyle ki Circadia 1.0 adında geliştirdiği mikro bir bilgisayarı özel olarak açtığı kol dersinin altındaki bölgeye yerleştirdi. Operasyondan sonra kolunu kendisinin diktiğini vurgulayan çılgın genç, duyanları şaşkına çevirdi.

Kendini "biohacker" olarak adlandıran evrensel deli, bu operasyon için bir başka biohacker arkadaşından yardım almayı da ihmal etmemiş. Yardımsız olmaz tabi. Özellikle bu denli tehlikeli bir operasyona kalkışan genç hayalindeki bilgisayarı nihayet koluna entegre ettiğini dile getirmiş. Elbette teknolojide hayalindeki son model diye bir şey olmayacağını da biliyordur. Kim gaza getirdiyse çocuğu Allah bildiği gibi yapsın.

Şimdilik vücudun hayatsal fonksiyonlarını izleyip onları sahibine aktaran, kullandığı Bluetooth teknolojisiyle başka cihazlarla da paylaşabilen Circadia, yazılımsal açıdan geliştirilmeye müsait bir cihaz. Bu açıdan baktığınızda ise çok faydalıymış sahiden. Adamı kafaya alıyorduk az daha.

Özellikle şu an ne kadar mikro gibi gözükse de insanlar için makro boyutlarda olan bu cihaz yüksek boyutlarda mikro haline getirilirse bir teknolojinin önü açılmış olur. Cihazın elektriği nereden sağladığından da bahsetmek gerek. Cihaz içeriğinde tümleşik olarak barındırılan bir bataryadan gücünü alıyor. Peki ya batarya biterse? Kablosuz şarj edilebilir bir yapıya sahip Circadia bu açıdan da ilgi çekici bir teknoloji kullanıyor.


Aha, arkadaşı kafaya alma sebebimiz hayırlı olsun. Kablosuz şarj gibi yüksek radyasyon içeren onu da geçersek insan sağlığını tehlikeye atacak bir buluşu kolun alt derisine monte etmek ne kadar doğrudur? Ya… Yazık etmiş arkadaş kendine.


Bumerang Ödülleri Oy Ver!

10 Ekim 2013 Perşembe

iPhone 5S BİM'de

BİM'den alışveriş yaparken hiç aklımıza gelir miydi dünyanın en popüler telefonlarından birinin BİM tarafından birçok mağazadan önce ve çok daha uygun fiyata satışa sunulacağı? Gelmezdi değil mi?

Olsa olsa “Le Cola” gibi BİM’e özel ürünler görürdük. Yani “Le Ayfon” diye bir marka görürdük de milletin telefoncularda kuyruğa girdiği iPhone 5S’nin adıyla sanıyla her yanıyla orijinal halini tezgahta görmek aklımıza gelmezdi.

Ben BİM’in Cuma gününe özel sürprizlerinden banyo terliğinden, porselen tencereye kadar pek çok şey aldım. Bunu alamam ama. Hem ihtiyacım yok, hem de çok pahalı yine de…

Kısa bir süre önce ülkemizde paralel ithalat ile iki farklı mağaza aracılığıyla ortalama 3000 TL'lik etiketiyle satışa sunulan iPhone 5s, BİM'in raflarındaki yerini (ilginç olduğunun farkındayız) 2300 TL gibi çok daha uygun satış fiyatıyla 11 Ekim'den itibaren yerini alacak. Stoklarla sınırlı olan bu kampanyada satılacak olan iPhone 5s'ler de diğerleri gibi paralel ithalat ile temin edildiğini hatırlatalım.

BİM, şimdilik iPhone 5s'in sadece 16GB'lık modelini satışa sunacakken, önümüzdeki dönemde 32 / 64GB'lık modelleri ile iPhone 5c'nin satışa sunulup sunulmayacağını hep birlikte göreceğiz.

Twitter'da arada bak


4 Ağustos 2013 Pazar

İletişemeyenlerin Ulaşamama Trajedisi

Telefonla konuşurken ses seviyesini görüşülen kişinin uzaklığına göre ayarlayan adamlar vardır. Telefon icadına hâlen alışamamış yaş gruplarında görülse de genetik kodlamaya göre, farklı yaşlarda insanlarda da görülebiliyor. Bizim apartmanda çoğu insanda var, mesela. Öyle ki üst kat daire ve yan dairenin sakinlerinin telefon konuşma sürelerini, kayıt altına alabilirim. Bu sayede mobil ve sabit telefon şirketleri bu kişilerin görüşme sürelerini bana ulaşarak teyit edebilirler. Tabii ki bir ücret karşılığında…

Uzakları yakın eden telekomünikasyon teknolojisine rağmen, Van’daki akrabasıyla konuşan adam ekstradan bağırma gereği duyabiliyor. Otobüslerde daha sık rastlarım. Hatta bir keresinde otobüsün arkasında adam o kadar çok bağırıyordu ki, hattın diğer tarafındaki kişiye yönelttiği “Sami Dayı nasıl?” sorusuna, ben kendi kendime, sessizce “iyi, gözlerinden öper” diye cevap vermiştim ister istemez. Yanımdaki teyzenin titreyerek zıpladığını fark edince de paniğe kapılmıştım. Meğer gülüyormuş. Gülümseyerek kendisine dönüp baktım; ancak bu iletişim burada bitmemişti. Bostancı – Taksim otobüsünün güzergâhı boyunca teyzenin gençlik yıllarından başlayan ve o otobüse neden bindiğine uzanan bir öykü dinlemeye maruz kalmıştım. Bunun sorumlusu ben miydim, yoksa arkada Van’daki akrabalarına seslenen adam mıydı? Bilememiştim. Levent’te inip yolculuğa metroyla devam etme kararı alarak teyzenin öyküsünü günün birinde roman yapmaya karar vermiştim. Trafik o kadar sıkışıktı ki kadıncağız bütün hikâyesini anlatabilmeyi başarmıştı. Muhabbet kuşu için Bostancı’da ballı yem bulamamıştı. O yüzden Taksim’deki kardeşinin evine gidip ondan ödünç alarak geri dönecekti. Normal kuşyemine bal karıştırmasını önermiştim, ama nafile… Gagasına yapışırmış kuşun. Otobüsten inerken yakınları uzak eden İstanbul trafiğine güzel bir argo cümle düşünmeden edememiştim tabii.

Hazır otobüsten konu açmışken, “otobüste ayakta kalmama mücadelesi” isimli bir belgesel geçiriyorum aklımdan şu an. İkili koltuklarda tek başına cam kenarına oturup etrafına şüpheyle bakan kadınlar hep olur. Araçta tek boş yer burasıysa oraya oturmam da kaçınılmaz olur. Ancak oturur oturmaz, kadının cam kenarına iyice yapışması ve normalde kapladığının yarısı kadar yer kaplama çabası, görülmeye değer bir manzara… Sanırsınız ki bir aralık bulup eriyerek otobüsü tahliye edecek. Ve bu endişe bulaşıcıdır. Potansiyel tacizci muamelesinin sessiz uygulaması beni de gerer. Ben de popomun yarısını dışarıda bırakarak oturmaya gayret ederim. Ancak ortada bir boşluk oluşur ve burası da potansiyel bir boş yerdir. Otobüsün şoförü her an dikiz aynasından bu boşluğu tespit edip ayaktaki bir yolcuyu buraya yönlendirebilir. O durumda iki seçenek var: Biri; bu potansiyel tacizci muamelesinin, kendimden şüphe etmeme neden olabilmesi. Bu da “Evet ya, tacizciyim ben” kararı vermem ve otobüste terör estirmem, demek olacaktır. İkincisi ve uygulayacağım seçenek derhal o koltuktan kalkıp bayrağı başkasına devretmektir. Çoğu zaman yolculuğun sonunu getirmeden birkaç durak önce de inebilirim. O da acil durum seçeneği… Çoğu şehir içi ulaşım çabam bu sebeplerden sonuçlanamamıştır. “Benden size zarar gelmez. Ben zaten sizin haklarınızı savunan bir insanım, hanımlar.” desem bu sorunu çözebilir miydim acaba? Bilemedim.

Şehirlerarası yolculuklarda yukarıda bahsettiğim sorunlar “bayan yanı” kavramı sayesinde çözülmüş gibi duruyor. (‘Bayan’ kelimesini kullanmayı sevmem, ama buradaki kavram bu, diye kullanıyorum.) Yine de bilet kesen kişi bir hata yapabilir. Otobüste bayan yanı koltuk istemiş bir kadınla yan yana denk gelinebilir. Öyle bir olay yaşamıştım üniversite yıllarında. Kadın otobüse binip yanındaki koltukta beni görünce “burada erkek var” diye muavine seslenmişti. İlk tepkim “kadınlar günü mü bugün?” olmuştu. Sanki hamamdı burası ve kadınlar günüydü. Ben de kurnanın başında yarı çıplak kafamı duruluyordum. Kadın dönüp bana çemkirmeye başlayınca zaten kafamdan aşağı kaynar sular boşaldığı için hamam hayalinden kurtulamamış olsam da kendisine bagajda yolculuk yapmayı önermiş, hiçbir valizin ona el süremeyeceğinin garantisini vermiştim. Üstelik benim valizim de yanımdaydı. (Valizimden şüphe mi ediyordum?) Muavin beni en arkada kendine ayırdığı koltuğa yönlendirerek durumu tatlıya bağlamıştı. Kadınsa iki koltuğu ortalayarak oturarak mutlu ve mesut bir şekilde yolculuğuna başlayacaktı. Bense peştamalımı ve hamam tasımı alıp şaşkın bakışlar eşliğinde en arka koltuğa doğru yürüyecektim. Her şey normale dönmüş olacaktı.


İlişkilerdeki iletişimsizlik ve bir türlü bir yerlere ulaşamama sorunları ve bunların travmatik yansımalarıydı bahsettiğim. Ama bitmeli artık bu yazı. Biliyorum.