Spor Haberleri

Köşe Yazıları

sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2013 Pazartesi

Kendine Ağlıyorsun

Nice yalancı baharlar gördün. Aldandın, kırıldın. Şimdi ise sonbaharın ortasındasın. Çekinerek bakıyorsun gökyüzüne. Hatta isteksizsin perdelerini açarken bile sabah saatlerinde. Korkuyorsun.       Yalnızlığınla bilediğin sevdan artık bir hüzün... Ve ayaklarının altında biriken bir nefret oluyor döktüğün her bir gözyaşın.

Her buluttan kaçıyorsun. Uçurumlara atıyorsun kendini. Düştüğün yerde derin hırçın bir nehir. Kaçtığın yağmurların beslediği zaman zaman... Hem ıslaksın artık, hem de kayıp...

Oysa yağmurda ıslansaydın en fazla üşüyecektin. Şimdi neredesin? Nereye akıyor kaybolmuşluğun? Belki de kanıyorsun. O kıyılarda yükselen kırmızı kayalar senin bitişinin rengi belki de.

Belki de nehirler her kuruduğunda sen kurtulmaya çalışıyorsun. Çoktan pes etmiş de olabilirsin. Her nehir kuruduğunda sensindir aslında bir bir yok olan.

Nice yok oluşlar gördün. Gerçekti. Yüreğin nicelerine tazelendi ne zahmetlerle. Şimdi bir ağacın gölgesinde, Kendine ağlıyorsun.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Sensizliğin Bilgeliği

Zamanın yolculuğunda, koltuk altlarına gizlenmiş bir yürek… Sana hasret... Ve her tren istasyonunda ayrı ayrı, yolcu ederim yüreğimi. Yüreğime ömrümü yolluk diye verdiğimdendir, Zamanın bu kadar hızlı ve tüketen akışı... Bunu bilir gözlerim; ağlayamaz.

Daha yazın esen bir serin esintiden aldığım bugünkü sonbahar haberini okurum göğün sayfalarında. Yağmur da yağsa şimdi yüzümdeki sensizliğin acı tortularını gizler mi? Sonra kış da yetişse, kar yağsa kırar mı toprağımın hastalığına sebep sensizlik sızılarımı? Ben ki sensizliğimi gizlesin diye avuçlarımı yüzüme kapattığım kaç sabaha uyandım? Ve toprağım kaç hastalığa yenik düştü ikliminin kuraklığında?

Belki çare getirir yüreğim diye, işte tam da bunun için onu her durakta yolcu ederim. Her istasyonun döşeli taşlarına haykırırım. Ağlayamayışımı... Çaresiz bir yıldan daha gün beklerken ben, yüreğim seni getiremeyecek, bilirim. Zamanın yolculuğunda sana hasret bir bedenim.

Söyleyemediklerimi işitir mi yüreğin? Ya da göremediklerimi görebilir misin?

Ben yıldızlara fısıldadım aşkı her gece parlasınlar diye sana. Bulutların arkasında da kalsalar, bir rüzgâr estirip okşarlar saçlarını. Yıldızlar ellerimdi. Yıldızlar uzaktı, ya da ben sensizdim.

İnsan sadece birine uzatabilir ellerini yazardı ya aşkın kitabında, ben ellerimi sana uzattım o kitabı yırtarcasına. Tutar mısın? Soğuktan titreyen bir serçe gibi titreyen ellerimi sıcaklığınla avutur musun? Yeni bir aşk kitabının önsözü olur mu sözcüklerimiz?

Öpemediğim dudaklarının hasreti, dokunamadığım tenin kokusu sinmiş düşlerim, bedenimde bedeninin çırılçıplak iziyle yüreğim garip bir aşkın yolculuğunda… Ve valizimde her şeye rağmen yeşerttiğim aşk çiçekleri... Toprağına hasret... Sana hasret yüreğime yol arkadaşı olurken söyleyemediklerimi işitti mi yüreğin?

Ya da hatırlamak istemediğin bir anı mıyım şimdi? Hangi okyanusta gözlerinin ışıltısı?
Hangi kıyıya vuruyor bakışların? Ne kadar soru varsa şimdi, cevapları sessizliğinde gizli gecenin... Ben sonsuz sessizliğimde, denizlerdeki sensizliğin girdabında, uzaydaki kara deliklerin keşfindeyim. Yokluğunu öğrenirken bilgeliğim...





28 Eylül 2011 Çarşamba

Zamanın Yolculuğunda


Zamanın yolculuğunda,
Koltuk altlarına gizlenmiş bir yürek;
Sana hasret…
Ve her tren istasyonunda ayrı ayrı,
Yolcu ederim yüreğimi.
Yüreğime ömrümü yolluk diye verdiğimdendir,
Zamanın bu kadar hızlı ve tüketen akışı…
Bunu bilir gözlerim; ağlayamaz.

Daha yazın esen bir serin esintiden aldığım
Bugünkü sonbahar haberini okurum göğün sayfalarında.
Yağmur da yağsa şimdi yüzümdeki sensizliğin
Acı tortularını gizler mi?
Sonra kış da yetişse,
Kar yağsa kırar mı toprağımın hastalığına sebep
Sensizlik sızılarımı?
Ben ki sensizliğimi gizlesin diye
Avuçlarımı yüzüme kapattığım kaç sabaha uyandım?
Ve toprağım kaç hastalığa yenik düştü
İkliminin kuraklığında?

Belki çare getirir yüreğim diye,
İşte tam da bunun için onu her durakta yolcu ederim.
Her istasyonun döşeli taşlarına haykırırım.
Ağlayamayışımı…
Çaresiz bir yıldan daha gün beklerken ben,
Yüreğim seni getiremeyecek, bilirim.
Zamanın yolculuğunda sana hasret bir bedenim.