17 yıllık sürecin son 10 yılını iktidar manipülasyoncu bir propaganda anlayışıyla geçirdi. Bu yol ne kadar başarılı oldu? Epeyce başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Yalan ve iftira üzerine yürütülen bu dönemde çok sayıda komik iddianameyle trajik sonuçlara neden olundu.
Almanya'da Nazi döneminin en büyük başarısı propagandayla gerçekleşmiştir. O dönemin bir kopyasının yaşandığı Türkiye'de bunun daha fazla başarılı olma şansı artık yok. Sebebi ise kitle iletişiminin geçirdiği evrimdir. Artık geleneksel habercilik ve bilgi paylaşımı ortadan kalkıyor. Şimdileri insanlar alternatif haber kaynaklarına daha kolay ulaşıyor. İnsanların aslında ne olduğunu öğrenmek için sadece 10 dakikasını vermesi yeterli olabiliyor.
Goebbels taktikleri sadece radyo ve yazılı basının olduğu o dönemlerde insanları etkisi altına almayı başarmıştı. Türkiye ise teknolojiyi olmasa bile teknolojinin faydalı nimetlerini batıya göre geriden takip eden bir ülke. Dünyadaki dönüşümü daha yeni fark ederek, kendi medyasını oluşturmaya yeni yeni başlıyor. Bunu da kötü yapan çok kişi var ama iyi ve etkili yapanların sayısı azımsanacak gibi değil.
Bizler yeni medyanın olanaklarının ne kadar büyük bir fayda sağlayacağını yeni yeni kavramaya başlıyoruz. Örneğin hiçbir televizyonda canlı verilmeyen Ekrem İmamoğlu konuşmaları sosyal medyadaki canlı yayınlarla milyonlara ulaşıyor. O sırada televizyonda yayınlanan bir haberi takip eden insan sayısı yüz binleri bile zor buluyor. İşte bu fark önemli bir stratejinin de sonucu oluyor. Öyle ki internetteki popülerliğini kullanmak adına iktidar partisi kendi adayının Google aramalarında önde görünmesi için Ekrem İmamoğlu ismini bile Google reklamlarında satın alacak hale geliyor. Önü alınamayan bu popülariteden pay alma çabasına girişiyorlar.
Bu popülarite bir sosyal medya şişirmesi mi? Böyle olduğuna karar verecek hiçbir veri yok artık. Çünkü bu popülarite, internetin getirdiği nimetleri çok başarılı ve doğru kullanmanın bir sonucu. Bir sosyal medya fenomeni olarak kalmayarak sokaktaki varlığıyla pekiştirdiği bir lider profili oluşturdu Ekrem İmamoğlu. Sokaktaki haliyle internetteki halini hiçbir tutarsızlığa sebep olmadan uyum içinde sundu. Sunmaya da devam ediyor. Televizyon programlarında da aynı Ekrem İmamoğlu'nu görüyorsunuz. Bir inanç, bir umut kapısı sunuyor herkese. İçi dolu bir özgüven, insani bir gerçeklikle ortaya koyduğu heyecan, her söylediğinin gerçekteki karşılığıyla bir söz ustası... Tutarlı bir haklılık var her sözünde.
Böyle birine karşı işte o geleneksel saldırı metotları pek fayda etmiyor. Çünkü o gelenekselci, karalayıcı propaganda karşısında varlığının gerçekliğiyle en iyi cevapları veriyor. Gülümsüyor, sevindiğinde gözleri doluyor, kızdığında bile nazik üsluptan asla vazgeçmiyor.
Eğer içinde bulunduğumuz dönem geleneksel medya iletişim araçlarının hâlâ büyük güç olduğu bir donem olsaydı, işi zordu da şimdi tüm gerçekliği gözler önüne serebilen, katkısız yeni medya araçları sayesinde dimdik ayakta durabiliyor.
Öyle ki mazbatası elinden alındıktan sonra vaatlerinin üzerine yatma çabası bile sonuçsuz kalıyor. Sanki biliyormuş gibi tüm adımlarını canlı yayınlanan belediye meclis toplantılarında atarak yaşanacak muhtemel manipülasyonu bile sonuçsuz bırakmayı başarmış oluyor.
YSK'nın gerekçesiz 'gerekçeli' seçim iptali kararıyla bunca gündür söylediği her şeyin gerçekliği yine internet sayesinde insanlara ulaşıyor. Onun bu haklılığı yandaş medya diye tabir ettiğimiz ve çok kalabalık bir tayfanın bile görmezden gelemeyeceği bir boyuta ulaşmak üzere. Uzun zaman yokmuş gibi davrandıkları bu adamın varlığını yok sayamıyorlar artık. Bir iki dakikalık canlı yayınla bir konuşmasını sunup geçtikleri o konuşma sosyal medyayı milyonlarla ifade edilen izlenme rakamlarıyla sallarken bu medya kişileri kendi sonlarını da hazırlıyorlar. Çünkü artık kimse o medyanın sözlerine inanmıyor. Artık başka kaynaklarla teyit etmenin tadına ulaşmış insanlar var. Hem de çok fazla. Karalayıcı medya organlarının içi boş iddiaları topluma kabul ettirme çabası geri tepen bir hal almakta. İktidarın kendi seçmeni bile "neden" sorusunu daha yüksek sesle sorabiliyor artık.
Vaktinde renkli televizyon dönemine geçen Almanya elindeki siyah beyaz televizyonları satmak için Türkiye'ye eski teknolojisini 'hediye' etmişti. Siyah beyaz televizyonlar bugün nasıl artık teknolojik bir çöpse, yine eski Almanya'dan ithal ettiğimiz Goebbels anlayışı da bugün bir çöp ve bu anlayışa sahip tüm söylemler de fasa fiso. Artık yeni medya konuşacak. Ekrem İmamoğlu'na programın bitmesine yarım saat olmasına rağmen "süre bitti" diye susturan Ahmet Hakan'ın söylediği şey doğru. Evet, süre bitti.
Spor Haberleri
Köşe Yazıları
23 Mayıs 2019 Perşembe
22 Mayıs 2019 Çarşamba
Usta bir karar çek, gerekçesiz olsun!
"İnsan bazen hayret ediyor." A.G.
Yazıma bu eşsiz, her duruma uygun, eski bir Abdullah Gül sözüyle başlamak istedim. Çünkü insan gerçekten hayret ediyor.
Çıkan kısmın özetine gerek yok. Çok değerli İstanbul'un belediye başkanlığı seçimini yılan hikayesine çevirdikten sonra, kanıtsız iddialarla iptal ettirdiler. YSK da gerekçesini daha bugün taze taze beyinciğimize şaplattı.
"Gerekçesi" diye yazarken çok güldüm. Lafın gelişi gerekçeli karar işte. İptal edilmesine gerek olmayan seçimin iptaline gerekçe bulunamayınca, iptal edilmesine gerek olmamasının gerekçelerinden bahsedilen bir iptal gerekçesi yazılmış. Yok ya dalga geçmiyorum. Vallahi. Şimdi iptal edilemeyeceği yasal olarak besbelli, buna rağmen açıkça iptal edilen bir seçim, yenilenecek.
23 Haziran'daki yenileme seçimine kadar, sözde gazeteciler, iktidar kişileri ve benzeri zatı şahaneler, aklımızla dalga geçme yarışlarına başlayacaklar. Gerçi başladılar ya, benimki de laf. Tabi aklımız yine bu manipülasyon savaşından sağ olarak kurtulacak evelallah.
Yok isminden hangi partiye oy verdiğini anlayıp oyu silmişler, yok tipinden anlamışlar, yok bir şey olmuş da ne olduğunu bilmiyorlarmış, kim osurmuş, bit osurmuş. Bakalım daha ne kadar mantıktan arındırılmış iddia dinleyeceğiz.
Yazıma bu eşsiz, her duruma uygun, eski bir Abdullah Gül sözüyle başlamak istedim. Çünkü insan gerçekten hayret ediyor.
Çıkan kısmın özetine gerek yok. Çok değerli İstanbul'un belediye başkanlığı seçimini yılan hikayesine çevirdikten sonra, kanıtsız iddialarla iptal ettirdiler. YSK da gerekçesini daha bugün taze taze beyinciğimize şaplattı.
"Gerekçesi" diye yazarken çok güldüm. Lafın gelişi gerekçeli karar işte. İptal edilmesine gerek olmayan seçimin iptaline gerekçe bulunamayınca, iptal edilmesine gerek olmamasının gerekçelerinden bahsedilen bir iptal gerekçesi yazılmış. Yok ya dalga geçmiyorum. Vallahi. Şimdi iptal edilemeyeceği yasal olarak besbelli, buna rağmen açıkça iptal edilen bir seçim, yenilenecek.
23 Haziran'daki yenileme seçimine kadar, sözde gazeteciler, iktidar kişileri ve benzeri zatı şahaneler, aklımızla dalga geçme yarışlarına başlayacaklar. Gerçi başladılar ya, benimki de laf. Tabi aklımız yine bu manipülasyon savaşından sağ olarak kurtulacak evelallah.
Yok isminden hangi partiye oy verdiğini anlayıp oyu silmişler, yok tipinden anlamışlar, yok bir şey olmuş da ne olduğunu bilmiyorlarmış, kim osurmuş, bit osurmuş. Bakalım daha ne kadar mantıktan arındırılmış iddia dinleyeceğiz.
21 Ekim 2018 Pazar
Ayarsız çıkalı iki ay oldu!
Ayarsız, bugün itibariyle iki ayını doldurdu. Yayın evinden satış rakamlarını almam için henüz zaman var. Ama internet sitelerinde yaptığım bir takiple kabaca söyleyebilirim ki bir ilk kitaba göre satışlar iyi gidiyor. Ama bana yetmiyor, tabii. Daha fazla insan duysun, bilsin, okusun istiyorum. Kim istemez ki... Doğan çocuğunun günün birinde iyi yerlere gelmesini kim istemez...
Kitabımı alabileceğiniz internet sitelerinden bazıları şöyle:
Kitap Yurdu için tıklayınız
D&R için tıklayınız
İdefix için tıklayınız
Amazon için tıklayın
Alınız, aldırınız :)
Kitabımı alabileceğiniz internet sitelerinden bazıları şöyle:
Kitap Yurdu için tıklayınız
D&R için tıklayınız
İdefix için tıklayınız
Amazon için tıklayın
Alınız, aldırınız :)
11 Ekim 2018 Perşembe
İnstagram'da takipçi sayımızı nasıl arttırırız?
Yıllardır üzerine düşünüyordum. Bu kadar iş yapıp, bunları duyurabileceğim yegane mecra sosyal medya olduğu halde, niye sadece eşe dosta sunmak zorunda kalıyorum, diye. Takipçimi arttırabilmek için ne yapabileceğimi çok düşündüm. Sonra baktım, bunun yolu daha fazla iletişim, daha fazla etkileşim.
Bilenlere tekrar olacak. Ben müzisyen, takı tasarımcısı, altyazı çevirmeni ve çiçeği burnunda bir öykü yazarıyım. Bu da yeni aldığı mayoyu beğeniye sunan birinden daha fazla takipçiye ihtiyacım var, anlamına geliyor.
Kime sorsam, kitabımı nasıl tanıtırım, diye; sosyal medyayı etkin kullan diyor. Ben de takipçimi arttırmanın bir yolunu buluverdim. Dahiyane değil, ama bir fikir...
İşte bu post böyle doğdu arkadaşlar...
@doganindengesi benim İnstagram kullanıcı adım. Takip ederseniz sevinirim. O sırada hepinizi sosyal medya fenomeni yapacak dahiyane bir fikrim olursa oradan bildireceğim.
Evet, doğru. Başlık biraz yanıltıcı...
8 Ekim 2018 Pazartesi
Öykü Kitabım Ayarsız çıktı!
Eylülün son haftası, bir hayalim daha gerçek oldu. Yazarlık kariyerimi nihayet başlattım. Ve Ayarsız isimli bir öykü kitabı çıkardım. Adını, öyküler arasında duygu farklılıklarından alıyor. Korku, mizah ve hüzün hepsi bir kitapta toplandı. Böyle olmasının sebebi, farklı zamanlarda, farklı ruh halleri altında yazılmış olması. Adeta hayatıma ışık tutuyor.
Projeyi yayın evine gönderir göndermez, ikincisinin de çalışmalarına başlamıştım. 20 gün daha geçmeden, özellikle yakın çevreden ikinci kitap baskısı gelmeye başlayınca, şu aralar biraz hızlandım. Hele siz bir bunu alın da peşine yenisini konuşuruz :)
Öperim yüreğinizden...
29 Nisan 2016 Cuma
Dam Üstüne Çul Serer
Evet canım okuyucu... Şimdi dinleyici moduna geçebilirsin. Çünkü beni tanıyan bilir. Azıcık da dinlenen bir yanım vardır. Şimdi trompeti bir kenara bırakıp sevdiğim bir türküyü dillendireyim dedim. Sevgili emek dostum Jehat Hekimoğlu'yla Ev Yapımı İşler prodüksiyonu çıkarıverdik ortaya. Benim sesim, Jehat'ın gitarı derken ortaya bu çıktı. Bir bakıverin. Beğenirseniz de paylaşıverin. Ne güzel olur :)
Etiketler:
DamÜstüneÇulSerer,
doganozcan,
evyapımıişler,
türkü
4 Nisan 2016 Pazartesi
Sosyal Ağhhh!
Sosyal medyada olduğumdan başka biri gibi görünmektense
olduğum her şeyi ortaya koymayı tercih ediyorum. Müzisyenim ve bu kimliğim
orada olmalı… Takı tasarımcısıyım. O da yerini almalı… Altyazı çevirmeniyim,
blog yazarıyım. Amatör olarak da karikatür çizerim. Bunların hepsi orada olmalı…
Oysaki sosyal ağlarda durum böyle değil… Herkes felsefeci…
Herkes edebiyatçı… Büyük laf söyleme yarışı… Fenomen olacağım diye bir
kasılmalar…
Başımıza bir ara Sedat Peker ‘aforizmaları’ çıkmıştı.
Gereksizliği anlamından daha fazla bu sözler, ergen ve ergen kalmış çok
sayıda yetişkin için bir ‘felsefe’ kaynağı oldu. Hep kendini övme, kendini
yüceltme… “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” gibi sözler varken, “ben
var ya işte böyle bir kral adamım” neticeli sözler söyleme furyası… Eskiden de
hatırlıyorum, “unutma unutulanlar unutanları asla unutmazlar” gibi bir söz
vardı anlamı uzunluğunda saklı… Bunun gibi sözler hala söyleniyor.
Dışarıdaki her yaştan insan güruhu da işte aralarında böyle
anlaşıyor. Sosyal ağlar ise bunların en çetin savaş alanları…
Bir kere kimse olduğu gibi değil… Yani herkes aslında
dünyaca ünlü bilim insanıymış, felsefecisiymiş, edebiyatçısıymış da hakları
yenmiş, sosyal ağlarda hesap soruyorlar. Buradan gerçeği söylüyorum.
Paylaşımlarınıza bakıyorum da aslında o kadar da büyütmeyin kendinizi… Hatta
başa
dönüp yeniden yetiştirin. Durumunuz vahim…
Böyle demeyi istemezdim. Ama artık ortam o kadar kötü gibi
bunu kendi sağlığım için söylemek zorundayım.
Dahası biraz daha eli yüzü düzgünler bile tuhaf… Örneğin
güya bir şairin şiirini paylaşacak. Şairin öyle şiiri yok. Yalan haberlerin
yayılmasına sebep olan ‘duyarlı’ insanlar da ayrı bir mesele…
Toplumun halini anlamak ve güzel bir sonuç çıkarmak için
sokak sokak dolaşıp araştırma yapmaya gerek yok. Sosyal medya ve televizyonlar
bunun için en ideal laboratuvarlardan ikisi… Hatta sadece bu ikisi… Acun
Ilıcalı programları, evlilik programlar ve TV dizileri… Sonra aç Facebook’u en
yakınının paylaşımına bak. Başını avuçlarının arasına al. Ve içine içine bir
çığlık at. Sosyal Ağhhhh!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





