Spor Haberleri
Köşe Yazıları
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ekim 2020 Cumartesi
23 Ekim 2013 Çarşamba
İnek Şaban'a Bile Suç Duyurusunda Bulunan Var!
Efendim çok sayıda muhteremin kol gezdiği bir memlekette
yaşıyoruz. Geçtiğimiz aylarda, sanıyorum ilkbahardaydı, Hürriyet'te çıkan
haberden aynen alıntı yapıyorum. Sıkı durun!
"Antalya'da işçi emeklisi Orhan Erezkaya, mübarek
ayların isimlerinin önlerine ve arkalarına takılan lakap ve yakıştırmalar
sebebiyle aşağılandığı ve insanların çocuklarına özellikle Şaban ismini
koyamadıkları gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
Yıllarca yurt dışında işçi olarak çalıştıktan sonra
Türkiye'ye dönen emekli Orhan Erezkaya,(55), mübarek isimlere yapılan ve
hakarete varan yakıştırma ve tiplemelerle itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı
gerekçesiyle soluğu Cumhuriyet Savcılığı'nda aldı."
Buyurun, buradan yakın! Bizim buradakiler yetmiyor, bir de
yurda dönen gurbetçiler sanki büyük bir gereksiz hassasiyet sahibi açığı varmış
ki 'göreve' soyunuyor. Orhan Bey kutsallık atfedilen isimlerin bu yolla alaya
alınmasına son derece karşı. Daha doğrusu o isimde bir karakterin komik duruma
düşmesi, söz konusu ismin kutsallığına hakaret sayılıyor. Hızını alamayıp bir
de demez mi "İnek Şaban tarihe karışmalı" diye.
Recep İvedik'i de atlamıyor tabi. Suç duyurusundan o da
payına düşeni alıyor. Hatta Tatar Ramazan da. Tüm üç ayların itibarı
korunuyor(!) Bütün bu çaba, ülke
insanının içinde bulunduğu can sıkıntısı mıdır? Yoksa bir tür kafa karışıklığı
mı?
Bu karakterler insanları dinden mi çıkarmış? Oruçtan mı
soğutmuş? Dinsiz mi yapmış?
Aman aman dinsiz olmasın da ne olursa olsun insan. Mesela
dinsiz olacağına hırsız olsun yahu. Değil mi ama?
Naçizane bir öneri... Kötülük yapan Şabanları, Ramazanları,
Recepleri bir bir toplayıp meydan dayağından geçirelim. Baktık olmuyor isimlerini
Arda, Berke ve Baturalp gibi isimlerle değiştirelim. Bir oh çekelim. Bir tık
ötesinde ise toplayalım o adamları zindana atalım. Şaka değil ha, sakın öyle
film karakterleriyle sınırlı kalmasın bu. Ne demek canım, üç aylar bunlar.
Komik ve kötü duruma düşürülür mü? Ayıp.
Buna cesaret edecek gücü nereden alıyor bu insanlar? Bir
sormak gerek. Gayet normal tabi. Ortam müsait. Zincirinden boşaldı bir kere
muhafazakâr reaksiyonlar. Dini
hassasiyet duyguları hata veriyor aslında toplumun bildiğiniz. Bir sinema
fenomeni olmuş "İnek Şaban" bu kadar zaman kime zarar vermiş de bu
insanların gücüne gitmiş? Bıktık yahu bu içi boş inanç savunucularından? İnanca
nasıl bir saldırı olmuş da karakter isimlerine taktınız? Ve size bir sanat
eserinin ölümsüz karakterine böylesi saldırma hakkını kim veriyor?
Sonra sakin olmamız bekleniyor. Her şeye müdahale
edeceksiniz, yaşam tarzlarını ancak hepsini tek tip hale getirince
önemseyeceksiniz. Sonra hayatımızı nasıl yaşayacağımızı, işimizi, üretimimizi
nasıl yapacağımızı sizin özgürlük karşıtı kurallarınız belirleyecek, sakin
olacağız sonra öyle mi? Canımıza ot tıkamadığınız kalmış. Sinemanın en değerli
karakterini ortadan kaldırmayı teklif etmeye bile cüret etmişsiniz. Sakin
olalım ama değil mi?
Eminim ki bu suç duyurusu bu ülkenin mahkemeleri tarafından
ciddiye alınacaktır. Bu üçüncü dünya ülkesinin böyle kalmakta direten,
çağdaşlığa karşı azami direnç gösteren toplumunun gereksiz hassasiyetleri tepe
noktalarda da karşılık bulacaktır.
Kanal 7 ve Samanyolu
TV bile İnek Şaban filmi yayınlıyordu. Onlar da Şaban adı her söylendiğinde
sansürler. Şu ana kadar bu 'önemli' meseleyi atlayarak ne büyük günah
işlemişlerdir kim bilir!
Yukarıda bir yerlerde bahsetmiştim. Recep gibi isimlerin
kutsal değerlere aykırı yerlerde kullanılması sizi rencide ediyor da bu
isimdeki insanların ettikleri sayısız kötülükler hiç mi gücünüze gitmiyor?
İçkiye, sarhoşluğa karşısınız ya. Bu kafayı ne içerek elde
ettiğiniz, arada sırada değişik içkiler denemeyi seven biri olarak beni merak
içinde bırakıyor ziyadesiyle.
24 Temmuz 2013 Çarşamba
Batman'in 180 Derecelik Dönüşü
Çizgi roman dünyasının diğer
kahramanlardan bolca farklı yönü bulunan karakter Batman, Bob Kane tarafından
yaratılmış, ilk kez 1939 yılında bir çizgi roman dergisinde kısa öyküler olarak
yer almıştı. Bob Kane ve kahramanı Batman’e kısa sürede çok büyük şöhret
kazandıran bu çıkış, bir sonraki yılın başlarında ilk defa bir çizgi roman
dergisine ismini vermesini sağlayacaktı.
Batman’in diğer süper kahramanlardan
çok farkı vardı; kısaca bahsedeyim. Öncelikle diğer süper kahramanlar gibi,
orta sınıfa ait değildi. Şatoda yaşayan, bir mirasyediydi. Örümcek Adam gibi,
bir böcek tarafından ısırılmamıştı. Süperman gibi kendisine babadan geçmiş süper
güçlere de sahip değildi. Uzayın derinliklerinde çok küçük yaşta ‘kozmik
dereye’ de bırakılmamıştı.
Ailesi cinayete kurban gitmiş
Bruce Wayne, bu kaybın sonunda ciddi bir mirasa konmuştu. Ailesinin ölümü ona
adaletin kollayıcısı ve sağlayıcısı olma arzusu vermeye başlamıştı zamanla.
Kafası rahat bir şekilde, zenginliğin tadını çıkaracakken, müthiş satın alma
gücünü, süper donanımlar oluşturmak için kullanmaya başladı. Ve Batman’i
meydana getirdi.
1950’lere geldiğimizde Türkiye’de
bir çocuk dergisinde “Yarasa” başlığıyla yer almaya başlamıştı. Ancak ABD’de
artık sansasyonel bir karakterdi. Çünkü Batman işe yeni aldığı Robin ile aynı
şatoda yaşıyor ve ülkenin muhafazakâr kesimine göre çocukları eşcinselliğe
özendirerek, ‘ahlakı’ zedeliyordu. İşte bu yüzden bu imajı değiştirmek adına,
Batman’e sıklıkla kadınlarla öpüşme, koklaşma kareleri çizilmeye başlandı. Her
macerada öpüşme ve sevişme kareleriyle, bizdeki Kara Murat’ı andırmaya
başlamıştı.
1960’larda Batman, daha fazla
özgürlük taleplerinin yükselmeye başladığı sıralarda, 1950’lerdeki homofik
tepkilere, karşı bir tepki göstermek ister gibi, camp estetik denilen estetik anlayışıyla örülmüş bir televizyon
dizisi olarak izleyiciyle buluşmaya başladı. Aşırı renkli, abartılı davranışlı,
kadınsı kostümleriyle cinsiyetçiliğe adeta bir tepki olarak, heteroseksüel de
olsa, bir eşcinsele benzeyen estetik duruşuyla dikkat çeken karakterlerle bu
anlayışın ilk öncülüğünü üstlenmişti. Hatta Batman o dönemde eşcinsellerin
sembol kahramanı olup popülerliğini arttıracaktı. Dizideki bu durum çizgi
romana da yansıyacak, ancak yine homofobik kaynaklı sebeplerle Batman bir kez
daha geri plana itilecekti.
Bir ara not olarak belirtmek
gerekir ki, ilk kez 1966’da Hollywood tarafından beyaz perdeye uyarlanan
Batman, Türkiye’de Yeşilçam tarafından “Betmen Yarasa Adam” olarak çekilmişti.
Batman git gide popülerliğini
yitirirken, dünyaya yayılmakta olan komünizm korkusu ve ABD’nin kültür
emperyalizmiyle kurmaya çalıştığı bloğun en önemli unsurları, Amerikan bayrağı
renklerinden oluşan kostümleriyle Örümcek Adam ve Süpermen gibi figürler
popülerleşmeye başladı.
Bu süreçte Batman efendiliğinden ödün
vermeden var olma çabası vermekteyse de yeniden doğuşu tamamıyla değişim
yaşamasıyla mümkün olacaktı. Özgürlükçü duruşu yerine, daha fazla şiddet
uygulayan, asık yüzlü, tam bir ‘erkek’ olarak 1986 yılında Frank Miller’in
eseriyle, The Dark Knight Returns ( Kara Şövalye Dönüyor) ile tabiri caizse
muhteşem bir ‘dönüş’ yaptı.
1990’larda şiddet eğilimi ve
somurtkanlığı bir parça azaltılsa da muhafazakâr Amerikalılar için uygun bir
karakter haline gelmişti. İleriki yıllarda yeniden camp estetiğinin etkisine
girecek, ama gişe başarısı elde edemeyecek, yeniden eski karanlığına bürünerek,
ciddi bir anti-sosyalist karakter haline gelecekti. Hatta yükselmekte olan
islamofobiden de etkilenerek, aynı anda sol hareketlerle İslamcıları ‘terörist’
kefesine koymaktan geri kalmayacaktı.
Batman, uzunca yıllar muhafazakâr
sağa direnmiş de olsa, belki de aşırı zengin bir karakter oluşuyla mücadelede
tutunamadı. Ve o da diğerleri gibi sistemin bir figürü haline geldi. Batman’in
ibretlik hikâyesine bu yönünden baktığınızda, 1980 darbesinden sonra Türkiye’de
çarkın içine adapte olarak, sistemin en canhıraş savunucusu haline gelmiş eski
devrimci ağabeylerin hikâyelerine ve günümüzde de gördüğümüz rüzgâra göre taraf
değiştiren insanlara benzemiyor mu?
Arada Twitter'da da takılıyorum.
Arada Twitter'da da takılıyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

