Spor Haberleri

Köşe Yazıları

yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşilçam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2015 Perşembe

Dubsmash Çılgınlığındayım

Sosyal medya moda oluşturmak konusunda çok başarılı bir alan... Örnekse son zamanlarda "Dubsmash" isimli bir uygulamayla insanlar sadece akıllı telefonlarını kullanarak kısa sürede eğlenceli bir dublaj aktivitesine girişti. İnternet fenomeni olmuş diyaloglar, Yeşilçam'a mal olmuş replikler, televizyon programlarında yer alıp çokça tartışılmış polemikler bu uygulamanın içeriğini oluşturuyor. En fazla 15 saniyelik konuşmalara dublaj yapıp görüntünüzle servis ediyorsunuz.

E Doğan eksik kalır mı? Kalmaz elbet... Buyursunlar efendim. Aşağıda benim ettiklerime ilişkin videolar mevcut.








29 Aralık 2014 Pazartesi

Seçme şansım olsaydı Frederico Rodriguez Santos derdim!


Bazı gerçekleri erken öğrendiğinde örneğin, göbek adının kimlikte yer almasa da Şaban olduğunu öğrendiğinde eğer çocuksan durumu biraz zor kabulleniyorsun. Şaban ismi birkaç kuşak için alay konusu bir isimdir çünkü. Şapşallıkla özdeşleştirilmiştir. Falan…

Bu bir erkek ismi... Ve birçok komedi filminde, sevimli ama şaşkın bir karakterin ismi olarak kullanılmıştır. İnek Şaban akıllara kazınmış bir tamlama olmuştur böylelikle. Aşırı muhafazakârlara göre bu Yeşilçam’ın bilinçli bir İslam düşmanlığıdır. Şaban İslamiyet’e göre kutsal üç aylardan biri olduğu için, alışkın olduğumuz tuhaf dindar reaksiyonundan nasibini almıştır Yeşilçam.

Oysa bu isimle ilgili önyargı diğer tarafta yani kendini daha çağdaş tanımlayan ya da tanımlayabilecek kimselerde de bir şekilde karşılık bulabiliyor. Şaban kelimesini ‘aptal’ gibi bir sıfat olarak kullanmaya alışkın ciddi bir kitle var. Bu kitle isminizin “Şaban” olduğunu öğrendiğinde bununla ilgili kafasında var olan etikete kodlayıveriyor sizi. Örneğin, ufak bir deney yaparak göbek adımın resmi olmasa da “Şaban” olduğunu söylediğimde pek çok arkadaşımın kafasında bu etiketin karşılığı olarak alay etme arzusu uyanıveriyor. Durun, durun yargılamıyorum. Bu gayet normal… Geçmişten bu yana tüm öğrenme sürecini önyargılar üzerine oturtmuş, Dünya üzerindeki halkları bile önyargılarla etiketlemiş bir toplumun bir isimle ilgili alaycı tutumu bir şey değil.  Kendi yaşadığı ülkenin coğrafi durumuna göre etiketler oluşturmuş bir toplum için önyargı geliştirmek işten sayılmaz! Örneğin dağlık bölgede yaşayan insanı ayıyla özdeşleştirip uygarlıktan uzak bir canlı olarak nitelerler. Bütün kaba insanları “dağdan gelenler” kategorisine yerleştirirler. Bunu ‘çağdaş’ olanlar yaparlar bir de. Sonra Taksim’e eğlenmeye giden herkesi ‘ahlaksız’ olarak değerlendirenleri eleştirirler. Farkında değillerdir ki iki taraf da aynı tür hastalıktan, önyargıdan beslenmektedir. Örnekler çoğaltılabilir. Politik pek çok çözümleme de bu yolla yapılabilir. Ama şimdi biraz kendi göbek ismimin “Şaban” olmasından dolayı asla sıkıntı yaşamadığımı ve kimsenin bundan dolayı sıkılmamasını söylemeye çalışacağım. Bunu da naçizane sosyo-psikolojik çıkarımlarla yapacağım.

Benim göbek adım Şaban. Kimliğe yazılmamış tabi. Bu benim seçimim değil…

Dünyaya geldiğinizde seçemediğiniz tek şey de göbek adınız değil. Daha ona gelene kadar pek çok seçim dışı standartları kabullenmek zorundasınız. Söylemeliyim ki eğer seçim şansım olsaydı adımı ve soyadımı Frederico Rodrigues Santos olarak belirlerdim. Göbek adım yine Şaban olabilir. Bak bakalım… Şaban Frederico Rodrigues Santos… Allah Allah! Hiç şüpheniz olmasın ki baştaki Şaban ismi asla yukarıdaki alaycı çağrışımlara neden olmayacaktır. Bu da bizdeki ‘Batılının’ acınası halidir işte. Esnaf lokantasına gidip kıymalı makarna yemez de pahalı bir restoranda bolonez soslu spagetti yer ya kimisi, öyle işte…

Tüm mesele etikette yani… Ama farkında olan için her ikisi de aynıdır sonuçta…

Bana Frederico diye seslendiğinizde etraftaki insanların beni tanımadan bana hayranlık duyacağını izleyeceksiniz. Şaban diye seslendiğinizde ise biri su içerken bu şoka yakalanıp suyu püskürterek gülebilir. Her ikisi de garip bir etiketleme sisteminin beyinsel işleyişi ele geçirmesi sonucu oluşan hastalıktır. Çünkü o sistem Frederico’yu daha karizmatik ve kusursuz kategoriye yerleştirir, Şaban’ı ise alt basamakta alay malzemesi deposuna…

Ya… Göbek adım Şaban. Frederico da olabilirdi. Ama ben böyle olsaydı bu yazıyı yazamazdım. “Haydi, bitti” demezsem de bitmeyecek bu yazı ayrıca.




23 Ekim 2013 Çarşamba

İnek Şaban'a Bile Suç Duyurusunda Bulunan Var!

Efendim çok sayıda muhteremin kol gezdiği bir memlekette yaşıyoruz. Geçtiğimiz aylarda, sanıyorum ilkbahardaydı, Hürriyet'te çıkan haberden aynen alıntı yapıyorum. Sıkı durun!

"Antalya'da işçi emeklisi Orhan Erezkaya, mübarek ayların isimlerinin önlerine ve arkalarına takılan lakap ve yakıştırmalar sebebiyle aşağılandığı ve insanların çocuklarına özellikle Şaban ismini koyamadıkları gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Yıllarca yurt dışında işçi olarak çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen emekli Orhan Erezkaya,(55), mübarek isimlere yapılan ve hakarete varan yakıştırma ve tiplemelerle itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı gerekçesiyle soluğu Cumhuriyet Savcılığı'nda aldı."

Buyurun, buradan yakın! Bizim buradakiler yetmiyor, bir de yurda dönen gurbetçiler sanki büyük bir gereksiz hassasiyet sahibi açığı varmış ki 'göreve' soyunuyor. Orhan Bey kutsallık atfedilen isimlerin bu yolla alaya alınmasına son derece karşı. Daha doğrusu o isimde bir karakterin komik duruma düşmesi, söz konusu ismin kutsallığına hakaret sayılıyor. Hızını alamayıp bir de demez mi "İnek Şaban tarihe karışmalı" diye.

Recep İvedik'i de atlamıyor tabi. Suç duyurusundan o da payına düşeni alıyor. Hatta Tatar Ramazan da. Tüm üç ayların itibarı korunuyor(!)  Bütün bu çaba, ülke insanının içinde bulunduğu can sıkıntısı mıdır? Yoksa bir tür kafa karışıklığı mı?

Bu karakterler insanları dinden mi çıkarmış? Oruçtan mı soğutmuş? Dinsiz mi yapmış?

Aman aman dinsiz olmasın da ne olursa olsun insan. Mesela dinsiz olacağına hırsız olsun yahu. Değil mi ama?
Naçizane bir öneri... Kötülük yapan Şabanları, Ramazanları, Recepleri bir bir toplayıp meydan dayağından geçirelim. Baktık olmuyor isimlerini Arda, Berke ve Baturalp gibi isimlerle değiştirelim. Bir oh çekelim. Bir tık ötesinde ise toplayalım o adamları zindana atalım. Şaka değil ha, sakın öyle film karakterleriyle sınırlı kalmasın bu. Ne demek canım, üç aylar bunlar. Komik ve kötü duruma düşürülür mü? Ayıp.

Buna cesaret edecek gücü nereden alıyor bu insanlar? Bir sormak gerek. Gayet normal tabi. Ortam müsait. Zincirinden boşaldı bir kere muhafazakâr reaksiyonlar.  Dini hassasiyet duyguları hata veriyor aslında toplumun bildiğiniz. Bir sinema fenomeni olmuş "İnek Şaban" bu kadar zaman kime zarar vermiş de bu insanların gücüne gitmiş? Bıktık yahu bu içi boş inanç savunucularından? İnanca nasıl bir saldırı olmuş da karakter isimlerine taktınız? Ve size bir sanat eserinin ölümsüz karakterine böylesi saldırma hakkını kim veriyor?

Sonra sakin olmamız bekleniyor. Her şeye müdahale edeceksiniz, yaşam tarzlarını ancak hepsini tek tip hale getirince önemseyeceksiniz. Sonra hayatımızı nasıl yaşayacağımızı, işimizi, üretimimizi nasıl yapacağımızı sizin özgürlük karşıtı kurallarınız belirleyecek, sakin olacağız sonra öyle mi? Canımıza ot tıkamadığınız kalmış. Sinemanın en değerli karakterini ortadan kaldırmayı teklif etmeye bile cüret etmişsiniz. Sakin olalım ama değil mi?

Eminim ki bu suç duyurusu bu ülkenin mahkemeleri tarafından ciddiye alınacaktır. Bu üçüncü dünya ülkesinin böyle kalmakta direten, çağdaşlığa karşı azami direnç gösteren toplumunun gereksiz hassasiyetleri tepe noktalarda da karşılık bulacaktır.

 Kanal 7 ve Samanyolu TV bile İnek Şaban filmi yayınlıyordu. Onlar da Şaban adı her söylendiğinde sansürler. Şu ana kadar bu 'önemli' meseleyi atlayarak ne büyük günah işlemişlerdir kim bilir!

Yukarıda bir yerlerde bahsetmiştim. Recep gibi isimlerin kutsal değerlere aykırı yerlerde kullanılması sizi rencide ediyor da bu isimdeki insanların ettikleri sayısız kötülükler hiç mi gücünüze gitmiyor?


İçkiye, sarhoşluğa karşısınız ya. Bu kafayı ne içerek elde ettiğiniz, arada sırada değişik içkiler denemeyi seven biri olarak beni merak içinde bırakıyor ziyadesiyle.